Zaman zaman Mihriban Türküsü kulağıma değince Abdurrahim Karakoç ve onun şiirlerini okuduğum günler gelir aklıma. Gurbet ve gurbet içinde gurbet yaşadığım şehirlerde onun şiirlerinde kendimi soluklarım. Ama Mihriban bir başkadır, aynen Mona Rosa şiiri gibi.
Eskisi gibi o yazılar ve şiirler yazılmıyor be Mihriban!
Sana bir başka yanan ve seni bir başka türlü seven O şair de gittikten sonra artık yapılan bestelerin hiç tadı tuzu yok.
Seni yazan o kalemlerin ucu körelmiş hallerine isyan etmedeler.
Üstelik hiçbir bıçak o kalemleri açamıyor; açmak istemiyor.
Seni yazmak için şafak vakitlerinde kalkan, senin için özenle kelimeleri kullanan o adamı boşuna arayıp durma.
O adamın yolunu balkona oturup gözleme.
Gelmeyecek artık.
Muradınız olmadı diye üzülmenin anlamı yok artık.
Şiir bitti, sana yazılmış mısraları okuyan yok artık.
Seni için söylenmiş türküleri dinleyenler ise başka seslerde boğulmaktalar.
O cefalı sevdaya sen de veda et be Mihriban!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler