Kategori: Soluk Yıllar
-
Konuşmuyoruz, Buluşmuyoruz, Bakışmıyoruz, Görüşmüyoruz
Artık konuşmuyoruz. Sen gelmedin. Gizli buluşmalarımız ve dargın barışmalarımız gidişlerinde kaldı. Tümsek üstü uzun uzadıya memleket meseleleri konuşmalarımız söğüt dalından yapılmış o çardağın gölgesinde buz tutttu. Muhabbetimiz darbe üstüne üstüne yedikten sonra hırpanalanmış, bir ağaç kavuğunda beklemeye razı olduk. Karşılığını bulamamış düğmelerime yeni ilikler açmak için çabam da yok. Üzüntülerini, asla yolunu bulamayacak su sızıntılarında…
-
Ranzamın Demirlerinde
İstanbulun huysuz sabahında, telaşlı sönük sahurunda ve solgun iftarını yaşadığım günlerde Ranzamın demirlerine sapladığım gölgenle uğraşıyorum. Lambalar bir türlü sönmüyor. Karanlık olsun diyorum. Senin aydınlığında aydınlasam, seyretsem seni doya doya diyorum; olmuyor Işıklar açık. Bu aydınlıkta seni göremiyorum. Biraz daha karanlık olsun diye pencerimin perdelerini sıkıca kapatıyorum. Üzerime battaniyeyi sıkı sıkı örtüyorum. Heyhat dokunamıyorum sana.…
-
Keşke Yalnız Bunun için Sevseydim Seni (Cemal Süreya)
Hüznünü, kırılmışlığını ve biraz da dağınıklığını ben alsam. Kurşundan ağır yükünü yüklensem, peşi sıran gitsem. Ayrılığımız olmasa. Geceleri yokluğunu fikrimde, yanıma koyduğum yastığımda aramasam. Baharı beraber, sonbaharı gül mevsimine çevirsek. Olmayacak bilirim. Peşin sıra gidemeyeceğim. Zor bela yazılarımı sana bir şekilde ulaştıracağım. Okumayacaksın. Noktalarımdaki yanlışlıkları görmeyeceksin. Biz bir başka severdik şiirini de dinlemeyecksin. Olsun. Uykusuzluğum…
-
Üsküdar Sahilinde
Sana merhabaların en güzeli ile seslenmek. Bizcesini bilmek ve yaşamak. Taksim veya Mecidiyeköy’deki otobüs durağının yanındaki simitçide saatler boyu karşılıklı oturmak; her yarım saatte bir Üsküdar’a giden otobüsü bile bile kaçırmak. Seninle saatleri saymadan, dakikaların kıymetini bile bile, saniyeleri yıllara çevirmek için çırpınmak. Bir haftalık biriktirdiğimiz kelimeleri cümle yaparak ve her cümle başına tek özne…
-
Savruk Bir Sevda Üzerine Seyahat ve Ankara Yılları…
Bazen yıllar önce yazdığınız yazıyı bohçanızdan çıkarıp okuma ihtiyacı hissedersiniz. Günün şartlarına göre -belki- düzeltmeler yaparsınız. Aşağıdaki yaz bunlardan birisi. Senli ifadeleri herkes kendince düşünebilir. Bende ise “Senli” ifadelerin çok anlamı vardır. Savruk Bir Sevda Üzerine Seyahat ve Ankara Yılları… Beş aydan beri kaldığım bu hastahane odasında gecenin dördü ve ben hala uyanıksam; yarı bedeni…
-
Gidişin
O günden sonra yollarımız ayrıldı. “Sen bana göre değilsin, senden bir halt olmaz” dediği günden sonra yani. Aynen ve bizati böyle ifade etti. Vakit akşam üstüydü. Ayrılıkların demlendiği vakit yani. Önümden salına salına geçti gitti. Ben öylece kalakaldım. Arkasından bile bakamadım. “Bende çürük duygular mı gördün?” diye soramadım. Efkarlı küfürler dudağımın ucuna geldi; diyemedim. Öylece…
-
Hep Üşüyeceğim…
O günden beri yolumuz kesişmedi. Bir yerde ansızın karşılaşmak ümidini her dem içimde taşıdım. O ümidin sahte ve yalan olduğunu bile bile dere, çay, pınar başlarında ve çoğu zamanda o söğüt ağacı altında beyhude ve usanmadan bekledim. Yağmurlu günlerde kırmızılı şemsiye ile yürüyen her insanı sen zanettim. Oysa sen yağmurlu havaları sevmezdin. Sırf ben seviyorum…
-
Aylardan Kasım
Aylardan kasım idi. Tıpkı bu ay gibi. O günlerde de aynı şarkıyı dinliyordum. Tual’ın Kasımını. Bilirsin: “Yine dalmışım, Aynada yüzüm ağlar. Yine aylardan kasım, Sanki sende kaldı bir yarım… “ Sen karşımda oturuyordun. Olması mümkün olmayan projelerimiz hakkında usanmadan bıkmadan konuşuyorduk. Saatlerce usanmadan bıkmadan yazıp çizdik. Daha sonraki zamanlarda ben dinleme kitabı üzerinde çalışırken, sen…
-
Soluk Yıllar
BÖLÜM 2 Okula başlarken gri renkli bir elbise ile başlamıştım. Onunla bitirmek üzereyim. İki pantolonumun biri okul için birisi de okul sonrası için. Yağmurda, çamurda giydiğim kıyafetlerim bunlar. Kolları kısalmış pijamamın hali ise perişan. Ayakkabımın arkası dün yırtılmıştı. Babam elime beş kuruş tutuşturdu ve tamirci Abdurrahman amcaya gidip ikinci yamayı yaptırdım. Yeni gibi oldu. Ayağıma…
-
Soluk Yıllar
BÖLÜM 1 Okulların kapanmasına kala kala iki gün var. Babam çalışacağım yeri çoktan ayarlamış. Sadece benim değil, kardeşlerim Hamdi ve Zeki’nin de yerleri hazırmış. Derslerimi hiç sormayın. Başta İngilizce olmak üzere, matematik, fen ve Türkçe dersinden de notlarım öyle kötü ki sınıfta kalacak gibiyim. Dersleri evde soran yok zaten; ben çalışacak işi düşünür olmuşum. Geçen…