Uzun zamandır türkü dinlemiyordum. Sözler çok ağır geliyor ve neredeyse bütün türkülerde ayrılık, hasret, kavuşamama ve ölüm  mevcut olduğundan -belli yaşı da geçince- hislenmek bir yana beden kaldırmıyor. Neşelisini de hüzünlüsünü de bir kenara koyup, klasik müzik ve hatta cazla idare etmek daha cazip geliyor. Fakat geçen Bedirhan Gökçenin ekibiyle paylaştığı bir türküyü – her nedense- defalarca dinleme ihtiyacı hissetim. Sizin dinlemenizi tavsiye etmem, hem ağır gelebilir hem de ufak tefek kalp ağrınız, tedavisi olmayan sancılarınız varsa, onları biraz daha artırabilir. Türküye gelince: Türkünün ana konusu ölüm ve bu gerçekten elbette kaçamayız. Vefatların sıradan olduğu ve bu gidişleri -yaşı kaç olursa olsun- hiç kimseye yakıştıramadığımız bir dönemde bu türkü bana iyi gelmiş olabilir.

Merak eder bu türküyü dinleyip, sonrasında, “Üff hocam, nerden buluyorsun bu kasvetli havaları” demeyin. “Esmiş” falan deyin. Yok canınız türkü dinlemeden hüzünlenmek isterse, Gary Moore’dan “Parisienne Walkways” veya “Still Got the Blues” parçasını dinleyin ve dinlerken de Rahmetlik Gary’nin gitarı nasıl konuşturduğuna kulaklarınız şahitlik etsin; hatta gitar çalmaya bile heves edebilirsiniz! “Ya hocam bizim Gary’le falan işimiz olmaz” da illa  Türkü dinlemek isterseniz, Muş yöresine ait bu türküyü dinleyin. Ne diyor türkü de:

“Mektebin bacaları

Ders verir hocaları

Kim yarımı sorarsa 
O’dur birincileri”

Bu satırların yazılmasına sebep olan türkünün sözleri ise: “Yaram sızlar ağrır başım

Yastığa damlar gözyaşım… Tabutumu kaldırmayın,

Altında yoktur bir kardaşım.

Ecel gelirse bu cana

Baş ağrısı bir bahane

Mezar taşıma yazılsın

Bugün bana yarın sana

Gözüm görmez ağlamaktan

Suyum kesildi damaktan

Sanki (öyle) bir düğün alayı

Tabutum geçti sokaktan”

foto/yazı: magpak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler