
“Aklıma bile gelmiyorsun artık… O kadar kalbimdesin ki.” (C. Süreya)
Aynen böyle demiş şair. Muhatabı ne kadar şanslı değil mi? Hücrelerin stoplazmalarında ve çekirdeklerinde sevdayı hissetmek.
O varsa ben varım. O yoksa da yine ben olacağım. Ama onunla. Kalbi kanatırcasına.
Aşkın müebbeti olmak. Sevdanın günahlarını, sevaplarını yüklenip sevdalıyla bir olmak.
Böyle bir sevdayı Kuyumcu Veyselin oğlu Rıfat’da görmüştüm. Sevdasına beni de alet etmişti. Muhabet duyduğuna mektuplar taşımış, mektubun muhatabına söyleyeceği sözleri benimle prova yapmıştı. Babası kuyumcuydu. Mektuplar da Komiserin kızı Handan’a giderdi. Hani şu Kerim’e Nadir’in kitabında yaşayıp duran Handan. Biz lise birinci sınıfa başladığımızda Handan’da gitmişti. Ya Rıfat? Rıfat o küçük şehirdeydi ama artık yaşamıyor gibiydi. Provasını yaptığı bütün kelimeler, cümleler silinip gitmişti. Altının gümüşün ne önemi vardı. Rıfat yıllarca kendini zor toparladı. Handanın gittiği şehirleri öğrenemedi ama yıllarca Handan’a adressiz mektuplar yazdı. Ben lise sonrası o küçük şehirden ayrıldım. Zaman zaman memleket ziyaretlerinde Rıfat’a da uğradım. O mevzuya girmezdik ama hissettirirdi. Rıfat 25 oldu, Rıfat 30 oldu. Varsa yoksa Handan. Sonra Rıfat’ın gidişini duydum. Yaşı 45’di. Rıfat’ı şehir mezarlığında buldum. Arkadaşları son zamanlarında başka aşklar edinmiş dediler. Onlara kavuştuğunu söylediler.
Kavuşmak. Ne garip kelime değil mi?
Hele şu sıralar “kavuşmak” içimizi sızlatıyor; hatta kanatıyor. Kavuşmak: Aşkınla buluşmak; arzuladığın bir kitabı, bir arabayı, hatta bir kalemi almak gibi. Ya da yıllarca yaşadığınız topraklara bir otobüs yolculuğunda doya doya kavuşmak hissini yaşamak. Aşk ve kavuşmak. Sözlükler kavuşmak için “yetişmek, yan yana gelmek”, aşkın anlamını ise “karışma, haşır neşir olma, bir şeyle uğraşma” diye tarif ederler. Ne kadarda birbirine yakınlar!
Sözün özü. Sizin de aşklarınız ve sonrasında kavuşma hayalleriniz mutlaka vardır. Rıfat gibi yapmayın. Handan gibi de vefasız. Zaten hikayede Handan’a laf etmedim.

Foto: mag
Bir Cevap Yazın