Siz de benim gibi bir çimen veya kuru toprak üzerine sırt üstü yatıp bulutlara bakıp hayallerinizin peşine düştüğünüz olmuş mudur?
Şayet çok eskilerin bir köylü çocuğuysanız bulutları mutlaka bir şeylere benzetmiş veya bulutların ötesinde; dağların arkasında neler olduğunu merak etmişsinizdir.
Biraz yaş ilerleyince de uzak çok uzak ülkelere gitmek istersiniz.
Gidersiniz de. Hem de uzakların uzağına.
Hatta dilini bilmediğiniz insanlarla komşuluk yapmış; bayramlarda “Bayram gelmiş neyime” türküsünü içten içe söylemiş, “yoğurtlu yuvarlamanın” tadını ise hep içinizde saklamışsınızdır.
Gün gelir hasta olursunuz. Bırakın bir tas çorbayı, ilaç aldıracak birisini bulamamışsınızdır. Ama bunun yanında kız isteme kahvesinin tadına Nescafe’yi tercih edersiniz.
Uzun havayı arşivinizin bir köşesine atıp, Hotel Kalifornıya dinlediğiniz de çok olmuştur. Bağlama yerine gitar çalmaya heves eder, segah ney taksiminin yerine, Carlos Santana’nın Samba’sını dinlersiniz.
Gün geldi bisiklet hayalinizi unuttunuz, güzel arabalara da bindiniz. Köyden şehire gitmek neymiş; şehir şehir, ülke ülke yol aldınız.
Fıstık toplamalarında domates dürümü yerine, Domino’s Pizza’nın aldatıcı tadına kandığınız da oldu.
Üzüm hasadında küçücük kavgaların yerine şimdi daha başka kavgalar aldı. Hatta babanızın arkanızdan attığı taşın değmemesi için iki kilometre koştuğunuz günü hasretle anarsınız. Ama “kardeşten” gelen sosyal medya taşları kalbinizi kanatsa da sineye çekmişsinizdir.
Yaşar Kemalin İnce Memed’i yerine Dostoyevskinin Beyaz Gecelerini okudunuz, Peyami Safanın Yalnızız’ını unutup, John Steinbeckin Gazap Üzümlerin’de kayboldunuz. Cemil Meriçin dünyasından kopup, Bernard Lewisin İslam ve Batısındaki fikirlerde yüzdünüz. Zaten Kerime Nadirin Yeşil Işıklar kitap kapağındaki sanal aşkınızı çoktan çöpe atmak zorunda kalmışsınızdır.
Ha bir de çeşitli partiler vardı ki onlar da sonraya kalsın.
Velhasıl siz, “Keşke uzak; çok uzak ülkeleri merak etmeseydim” dediniz mi bilmiyorum ama on koyun üç-beş keçi ve bir tarla ile hayatımı geçirseydim ve sade bir şekilde öbür aleme gitme hayalim çok olmuştur.
Ne diyor şair:
Uzaklardaydın, oracıkta, öbür kıtada.
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni (C. Süreya)
Hem zaten A. Karakoç da demiyor mu?
Düzen böyle bu gemide
Eskiler yiter yenide
Beni değil, sen seni de
Unutursun Mihriban’ım
foto/yazı: mag

