Kıymetli Kardeşim M. Talha’nın verdiği ilhamla,
Bir dizinin 23. bölümünü seyrediyorsunuz.
Her seyrettiğiniz bölüm size yepyeni ufuklar, pırıl pırıl yollar açıyor.
Güzellikler için her bölüme 2 saatten fazla vakit harcıyorsunuz.
Bu dizi size insanlara ve tabiatta bir başka bakmayı öğretti.
Perişan insanlara yardım etme duygunuz kabardı.
Yemen’de savaşın yorgun çocuklarına nasıl ulaşırımın derdine düştünüz. Güneş enerjisi ile elektrik üreten sistemleri, elektriksiz köylere kurdunuz.
Kendinizi Afrikanın tozlu yollarına düşen bir yardım elamanı olarak buldunuz.
Afganistan dağlarında yaşayan ayakkabısız çocuklara tırlar dolusu yazlık-kışlık ayakkabı ve elbiseler götürdünüz.
Kendi ülkenizde “Köyleri Kalkındırma ve Kültür Koruma” dernekleri kurulmasına öncülük ettiniz.
Tarımda yeni metodlar, hayvancılıkta nasıl bereketli süt, yoğurt, bal üretiminin verimli yapılırın seminerleri için köy köy dolaştınız.
Hatta dünyada mevcut olan bütün savaşları durdurmak için projeler üretir oldunuz.
Proje tabanlı eğitim ötesinde eğitim adına sistemler geliştirdiniz.
Herşey bu diziyle oldu.
Bütün bunların yanında bu dizi size öyle kapılar açtı ki, küsleri barıştırma cemiyetleri oluşturdunuz. İşsizlere iş kurma, evleri perişan olanların damlarını, duvarlarını onarma, sobaları olmayanlar soba alma vakıfları kurdunuz.
Bu dizi sayesinde ağaçlara bir başka, bulutlara bir başka bakar oldunuz. Onun içindir ki binlerce ağaç kıraç alanlara dikilmesine katkıda bulundunuz.
Yolda karşılaştığınız her insana tebessüm ettiniz, hayvanlara dahi selam verir oldunuz.
Ama galiba bunların hiç bir olmuyor değil mi?
Sizin gibi seyredenlerin de böyle bir faaliyet içinde olmadığını görüyorsunuz.
Geçen Pazartesi günü 23. bölüm için yine iki saatten fazla vakit ayırdınız.
Bir insana nasıl işkence edileceğini açık saçık öğrendiniz. Mesela bir tezgah üzerinde eli ayağı bağlı sırt üstü uzanmış bir insanın yüzüne bir havlu örtüp, bir şişe de su boca ediyorsunuz ve sonra da biftek veya et dövme aletiyle bir o yüzüne bir bu yüzüne olanca güçle vuruyorsunuz (Çukur 1. Bölüm; 6.30)
Ve aslında dizi sonrası beyninizin bir köşesine yeni küfürler yerleşmiş olduğunu dahi farketmediniz.
Hemen arkasından bunu kutlamak için mekanlara gidip hanım nasıl aldatmanın örneklemesindeki incelikleri öğrendiniz. Ve bunu öz kardeşinizle yapmanın hiç bir mahsuru olmadığını görüntüler size anlatttı.
Bütün bunlar sıradan, normal değil mi?
Evin genç kızı -bir pastane de falan değil de- virane bir yerde bir kız gözetiminde bir delikanlı ile kaçak görüşmesini yapıyor. Daha sonra gözcü kızla da muhabbeti olduğu anlaşılıyor.
Aynı saatlerde evin babası da yıllar önce muhabbet duyduğu bir sanatçıyla çilingir sofrasında senelik buluşmasını yapmaktadır.
Neredeyse 6 aydan beri ve yaklaşık 50 saatinizi harcadığınız bu dizide ne gözyaşlarına şahit oldunuz. Hüzün, ızdırap, çile, ihanet, kavuşamama, sevilmeme üzerine niceleri ağladı ve belki de sizi de ağlattı.
Şiddet ve gözyaşı her bir bölümde onlarca defa tekrar ediyor:
Ana kahraman Yamaç Koçovalı gazeteci kızın öldürülüşünün peşinden ağlıyor,
Babaların babası Koçovalı İdris yıllar sonra ortaya çıkan oğlunun bir başka oğlunu öldürmesine kendi kurduğu hapishanesinde gözyaşı döküyor,
Ana bayan kahraman Sena Koçovalı annesi tarafından sevilmediğine ağlıyor,
Baba İdrisin oğlu Selim Koçovalı babası tarafından nefret edilişine ağlıyor,
Baba taklidi Vartolu çocuklukta yaşadıklarına ve babasının onu terkedişine ağlıyor,
Delivari Aliço yanı başında öldürülen platonik aşkına avazının çıktığı kadar hıçkırıyor,
Avukat Nazım babasının vefasızlığına, ilgisizliğine, onu adam yerine koymamasına ağlıyor.
Avukatın karşısında Selim. O da babadan yana yaralı. Ne diyor Selim, “O (Baba) arada sever. Niye vurulmadın diye kızar. Vurulursan aferin alırsın. Benim ki işte, döv sev. Ağzıma s…da bu. Senin ki de bu hep dayak. Hiç kimse efendimiz gibi olamaz. Hiç oğlum dedi mi sana? Gerçekten yani. İçinde hesap kitap olmadan. Oğlum….” (44.00 )
Sahne geçişi olur bir hücrede Baba İdrisle Salih konuşmaktadır.
Ne diyor Vartolu Salih, “Ben çocukken hep ağlardım. Babam beni niye sevmiyor. Babam beni neden istemiyor. Ben babama ne yaptım diye. Söylesene, .. söylesene, ben sana ne yaptım baba? Ne istedin benden.”
Ve Baba İdris cevap verir, “Ben seni bilmiyordum ki?”
Vartolu Salih: Bırakın bu numaraları İdris Bey. Attın herşeyi Vartolu Saadettin üzerine, kenara çekildin. Ben bu numaralı yemem. Benim adım……. Benim…. Sen beni bilmiyor muydun?”
Ve bağlama ile çalınan uzun hava müziği, Baba İdris çaresizdir, hafiften kafa sallar, başına demirlere vurur gözyaşı döker.
Geçiş sahnesi. Senanın birinci bölümdeki sert annesi; meğer Baykal’dan olma oğlu da varmış: Komiser Emrah.
Anne, “Aferin canım oğlum. Hiç babanla görüşüyor musun? Hani o da İstanbul’da ya!”
Komiser, “Hayır Anne. Sen görüşme dedin! Ben de aramıyorum.”
Anne: “Aferin, aferin oğlum.”
Ve yukarıda bunu gözetleyen Sena vardır.
Kadın eve gelir. Bu defa Senanın sitemi vardır, “Gurura bak ya. Ben senin öz kızınım üstelik. Beni neden sevmedin, onu bu kadar sevdin anne. Ben sana ne yaptım?”
Yani öyle bir dizi seyrediyorsunuz ki, babalar karışık, anneler karışık. Babalar lanetli, anneler lanetli.
Çarpık ilişkiler.
Öz oğlunu evlatlık alan anneler.
Dostu olan babalar. Takma ismi Gonca, gerçek ismi Mihriban isimleri. Ve bu kadından 30 yıl sonra oğlu olduğunu öğrenen baba.
“Sen beni neden sevmedin” cümlesi defalarca tekrarlanır bu dizide.
Sadece 20 bölümde geçen diğer tezatlıklardan bahsetmeye gerek yok.
Yayınlanan müziklerdeki isyanlı cümleler ve kelimeler, “zalim, meyhane, ne olacak benim halim,
yakarlar canımı, yalanmışız, felek vurgunuyum, sevmem dünya muradımı…. “
Ve seyrettiğiniz bu dizinin sadece 20 bölümünde telefonlar tahrip edilir, onlarca araba yakılır, restaurant tahrip edilir, binalar yakılır, insanlar öldürülür, çoğu zaman insandan çok silahlar konuşur, küfürler savrulur, işkencelerin hertürlüsü yapılır. Duvarlara siyahlı, kırmızı yazılar yazılır.
Yani özetle. Seyrettiğimiz diziler bizim ruh dünyamızı, gönül dünyamızı ne kadar etkilendiğinin farkında mısınız?
İntikam almanın yolunu silah olması gerektiğini vurgulayan onlarca sahne.
Erkekler ağlıyor, kadınlar ağlıyor.
Polat Alemdar’ın yeri hiç boş bırakılmıyor.
Karşımızda her yaşta insana sunulan model insanlar.
Gençliğe sunulan modelimiz: Yamaç. Sana ne müzisyenlik, laboratuvar teknisyeni olma. Tak kulaklığı, dinle rap öldür öldürebildiğin kadar. Nasıl olsa polis sireni yok, savcı yok, hakim yok. Küfürler savur.
Ve diğer yaş modelleri de var. Biraz dikkatli bakarsanız görürsünüz.
Hayatın gerçekleri:
Yani Konya’da bir ayda altı kişi silahla ve bıçaklı kavgalarda ölüyor.
Babalar çocuklarını öldürüyor.
Kadınlar caddelerde sürüklenip defalarca bıçaklanıyor.
Her beş kişiden biri boşanıyor. Ve işte ülkedeki en önemli boşanma nedenlerinin oranlarından bazıları:
Kadınların aldatma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 32,2
Erkeklerin aldatma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 8,7
Kadınların içki nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 23,0
Kadınların terk etme/edilme nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 17,4
Erkeklerin terk etme/edilme nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 12,2
Kadınların eşlerin ailelerine karşı saygısız davranması nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 24,6
Erkeklerin eşlerin ailelerine karşı saygısız davranması nedeniyle boşanma oranı: 24,0
Kadınların dayak/kötü muamele nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 36,4
Erkeklerin dayak/kötü muamele nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 2,5
Kadınların sorumsuz ve ilgisiz davranma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 61,5
Erkeklerin sorumsuz ve ilgisiz davranma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 40,2
Ya cinayetler?
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, 2017 yılında 409 kadın cinayeti işlendi, 387 çocuk cinsel istismara uğradı ve 332 kadına cinsel şiddet uygulandı.
Acaba Çukurumsu dizilerin bazı değerleri normal görülmesini yardımcı olmuyor mu?
Gündelik telaşlardan uzaklaşalım kafayı dinleyelim derken bilinç altımıza nelerin yerleştiğinin farkında mıyız? Akşama dokuzda başlayıp gece yarısı biten dizi sonrası kendinizi ne kadar dinlenmiş ve gerilimsiz hissediyorsunuz? Filim kahramanlarının hal ve tavır yansımalarını okulda, sokakta, kahvede, iş yerinde, dolmuşta ve hayatın her alanında görmemek mümkün mü? Davranış kopyalanması olmuyor mu?
Sert erkekler, sessiz kadınlar.
Filim gibi yaşamak isteyen genç kızlar.
Peri bekleyen çocuklar.
Kılıçla kafa koparma, kan akıtma sahneleri ile giyim kuşam onlarsa mantık silsilesi ise şimdilik konumuz dışı.
Çukurlu dizileri seyredenlerin kıymetli vakitlerini nelerle harcadıklarını bir kez daha düşünmesi dileğiyle.
Kaynakça:
- http://www.hurriyet.com.tr/gundem/2017-utanc-raporu-2017de-409-kadin-olduruldu-387-cocuk-cinsel-istismara-ugradi-40696747
- http://t24.com.tr/haber/tuik-acikladi-iste-turkiyede-bosanma-nedenleri,511202
Güne düşen notlar: https://esince.wordpress.com/





Bir Cevap Yazın