izlanda7

Benim çocuklarım vardı. İki yıldır birlikte olduğum.  9. Sınıftan beri, henüz çocukluktan yeni çıkmış, yarı genç, yarı çocuk o sorunlu, kaprisli halleriyle iki yıldır haşir neşir olduğum. Bazen kızıp söylendiğim, bazen de en güzel, en tatlı anları paylaştığım. Her ne olursa olsun, onlarla mutlu olduğum…

Bir tane çok konuşkan, hatta geveze bir Burak vardı. Kendisi Kathy Perry hayranı. Her soruya ben cevap vereyim diye hep öne atlayan. Bir tane de Tahsin vardı, arka sıralarda oturup gizli gizli tablette oyun oynayan. Bir de Elifnur’um vardı benim. Yaz tatilinde de beni arayıp ihmal etmeyen. Son derece nazik, saygılı ve vefalı. Annesi sizlere ömür. Bir kere ‘’Babaannen nasıl?’’ diye soracağım yerde ‘’ Annen nasıl?’’ diye yanlışlıkla sorup gaf yaptığım. Ya Pelin nasıldır acaba şimdi? Nerelerdedir? Annesiyle birlikte mi? Yoksa başka bir şehirde, sonradan başkasıyla evlenmiş olan babasıyla mı? Ümran ne yapar? Sevimli, muzip çocuğu 10D’nin. Peki ya 10E deki güzeller güzeli, Esra ve Sevgi? 9. sınıftan beri kadim, ayrılmaz dostlar…

12leri bu yaz arayamadım bile. Ne yaptınız, nereleri kazandınız diye. İnşallah hayallerine kavuşmuştur hepsi de. Oysa sınıfta o sıkıntılı halleriyle hiç biri gözümün önünden gitmiyor. Sınav stresini sanki ben de yaşıyordum onlarla birlikte. Hâlbuki nasıl da unutulmaz güzellikler paylaşmıştık. Birlikte gittiğimiz piknik resimleri hala telefonumda duruyor. Emine’nin yaptığı kufi sanatı olan o güzel eser ise misafir odamın duvarını süslüyor. ‘’Ya malik’ül mülk!’’ yazıyor tablonun üzerinde Arapça olarak. –Ey mülkün Sahibi!’’ Elbette ‘’Ey mülkün Sahibi!’’ Sen her şeyin zerrelerin bile Sahibisin. Biz kim oluyoruz? Nankör, zalim, gafil insanoğlu… Değil mi?

Bu gün dolabımdan kitaplarımı almaya gittim okuluma. Okuluma…  Pek fazla değildiler zaten. İki poşeti doldurdu sadece. Bir de soğuk günlerde sarındığım mürdüm rengi şalım vardı kitapların yanında. Kimseciklerin olmadığı bir saati seçtim. Tıpkı benden birkaç gün önce aynı amaç için okula gelen Nurten Hoca gibi. Şöyle bir baktım öğretmenler odasına. Burada ne günlerim geçti diye düşünmeden edemedim. Fazla oyalanmadan çıktım odadan. Bayan müdür yardımcısını gördüm merdivenlerde. O da aşağıya iniyordu. Uzaktık birbirimize. Bir şey diyemedim, çekindim bir an. Yanına gidemedim. Bir hoşça kal bile diyemedim. Ona ‘’Benim 11’lerime iyi bakın.’’ demeyi ne çok isterdim oysa. ‘’İnşallah onlar da sizi üzmezler…’’  diye ilave etmeyi…

Nurten Hoca köyüne göç etti. Bense hala buralardayım. Avare öylesine dolaşmaktayım. Dilimde dualar, gönlüm kırık, Rabbime sığınmaktayım. Hepimiz bir yerlere gittik. Kimimiz köyüne, kimimiz yakınlarda olsak da ruhen çok uzak diyarlara, kimimiz de duvarların ardındayız. Ama gönlümüz hep bir bizim… Gönlümüz hep bir…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler