WP_20150426_14_14_07_Pro.jpg

Yazık…

Akşamlara, yol kenarlarına, köprü başlarına.

Yazık…

Okunmayan kitaplar küskün, konuşulmayan mevzular korkuyla sinmiş; erimiş.

Yazık…

Ülkenin pınarları perişan, tarih küskün, Selimiyenin Mimarı paramparça yüreğiyle sanki bizi süzüyor.

Yazık…

Keşke.

Keşke biz şu an bambaşka renkleri konuşsaydık.

Mesala. Muhteşem tarihimizi dünyaya nasıl tanıtabilirizin derdiyle çalıştay üstüne çalıştaylar yapsaydık.

İnsanlar akın akın bu ülkeye gelselerdi. Sadece sahil turizmi değil, kültürün farklı tanıtımlarını yapsaydık. Geçmişten gelen zenginliğimizin farkına varsaydık. Mesela, kervansaraylarımız eskisi gibi üç gün ücretsiz olsaydı. Dünya insanı bizim özümüzü tanısaydı, sesimizdeki akustiğe hayran kalsalardı.

Vuran, kıran, kesen, biçen insanlar olarak bizi tanımasalardı.

Keşke,

Dünyanın derdi olana eğitim meselesine farklı yaklaşımlar bizden gitseydi. Proje Tabanlı Eğitim, STEM üzerine tezleri biz üretseydik. Problem Tabanlı Eğitim, Soru Tabanlı Eğitim gibi eğitim uygulamalarını yapan okullarımıza insanlar akın akın gitselerdi. Ve mesela dünya bizim defter tutma çalışmalarımızı taklit etselerdi.

Keşke,

Senede 10 sayfa kitap okumayan biz olmasaydık.

Bizi sucu-bucu diye  ayırdılar. Ayıracaklar. Kandıracaklar. Düşünen toplum olmayacağız. Sorgulayacı eğitim almayan bizlere çok şey söylenecek; ne söylenirse ona inanacağız.

Vay halimize.. .

Küskünüm, küskünüz. Gençliğimi ve sonraki yaşımı saçma sapan politikalarla mahvedenlerden davacıyım. Davacı olacağım.

Yazık…

Bu ülkenin insanları mutlu ve huzurlu olmayı haketmiyor mu?

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler