20130724_022555.jpg

Sıcak yaz günlerinde kerpiç dam başlarında yatmaya mecburduk. Yıldızlar bizi serinletir, ay ve ışığına hürmet gösterirdik. Yatağımız çaputtan, yorganımız beşinci sınıf bezden ve artıklardan yapılmıştı. Gönlümüz bağıra çağıra beyhude feryat etmezdi. Aman şuyumuz buyumuz olsun diye beynimizi yormazdık. Bizim masum hayallerimiz vardı. Bizi kimseler bilmese de olurdu. Biz huzura mecburduk.

Telaşsız ömrümüzde hainlik yoktu, başkasının malına göz dikme yoktu, akşam sofralarında bir çeşit yemeğin tadına mecburduk. Sofraya konulana laf etmezdik. Açma ekmeklerle lokma yapmak ellerimize yakışırdı. Nimetin hürmetine, şükrüne  mecburduk. Sofra başlarında vakitli otururduk. Herkesin bir tabağı olmasa da olurdu. Biz birliğe mecburduk.

Bizim mecburiyetlerimiz yıllarca devam etti.

Şimdilerde de bitmez tükenmez mecburiyetlerimiz var ama çokça şükürsüz ve beklentili. Ve bazı mecburiyetlerimiz de var. Onu da sen bilirsin. Sana olan mecburiyetler gibi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler