
Hem çok yorgundum, hem çok üzgün. Mayıs serin geçiyordu. Şehrin bütün caddeleri benim gibiymiş arabayı bir başka sürüyordum. Gecenin tam ortasına aldırmayıp bir dost kapısı çalmak istedim. Bütün şehrin kapıları yüzüm serserice kapanmışcasına bir dost yüzü göremedim. Dost işte bilirsiniz. Yani sizinle paylaşan sırdaşınız. Biraz kabadayı, biraz babacan, biraz deruni düşünen. Ama çokça dinleyen. Yok. Gitmişler.
Şehri daha fazla yormak istemedim. Yersiz dolanmalarıma arabam da tepki vermeye hazırdı. Vukuatlı araç olmak onu da üzüyordu. Yani arada sırada arıza vermek halleri. Ama biz iyi sırdaştık özel konuşmalarımı çok iyi biliyordu. Akşamın ilerleyen vakitlerinde kendisini bir kenara çektiğinde hususi hüzünlerimi epeyce dinlemişti. Yuh be deyip direksiyonuna vurduğum hallere de katlanmıştı.
Dost işte. Bilirsin. Bilirsiniz.
Bir Cevap Yazın