111.jpg

Ya sonra?

Bir Bozhüyük sabahında ve hatta bir Beyşehir akşamında da mahsunluğunu gönlüme gömdüm.

Yollardaydım. Bir yanım kırık dökük haldeydim.

Epeycede uykusuzdum.

Birisi bamtelime dokunup duruyordu. Aldırmıyordum. Kırmızı ve siyah renkleri seçemiyordum. Yoldaydım. Siyah renkli arabam da nereye gittiğini bilmiyordu.

Yolun darlığına, çamuruna takılmadan gidiyorduk. Yollar karışıyordu, umursamıyorduk. Bizi çeken bir zat oldu mu uğramadan edemiyorduk. Ankara yolunda, Bartın ve Çorum yolunda uğradığımız o zatların mekanlarını bizi bir başka eylemişti.

İçime saplı mahsunluğunla gidiyorduk.

Her el sallayana merhaba demeden geçmiyorduk. Kayserili Davut amca ve hanımı da bize merhaba demişti. “Çok bekledik bize kimseler arabasına” demişlerdi. Hastahaneye bıraktıktan sonra dualar paylaşmıştık.

Ya sonra?

Sonrası ne olacak? O günleri çok özlüyoruz.

Her yolculuk öncesi ve sonrasında olduğu gibi eğitim diyoruz.

Birileri bize çalışın demesine gerek kalmadan çatlayacasına çalışıyoruz.

Gerektiğine çok uzun yollara düşüyoruz, gerektiğini kahırlar çekiyoruz. Derin nefesler alıyoruz.

Laf ediyorlar, laf vuruyorlar. Kara Bekirin kızı da durmuyor o da ölçü tanımaz konuşuyor.  Aldırmıyoruz. Aşkın çocuklarıyız.

Bir yanda Aysun’un unutulmaz aşkı, bir yanda Kara Bekirin kızının sitemleri. Bir yanda senin mahsunluğun.

Bütün bunlardan sonra şu köşe yazar “höşkürüğü” laf diyemiyorum. 

Şu kalın bıyıklı -eğitimden anladığını- söyleyenlere de  laflarımı harcamaya vaktim kalmıyor.

Ya sonra?

Sonrası? Buradayız işte. Şükür.

Ama o mahsunluğun yok mu? Anla beni  Aysun.

22.JPG

Popüler