2.jpg

Dün ülkeme ve zavallı dünya dair girdaplı haller dinledim. Susdum , şaşırdım boyutsuzluk hallerine girdim.

*Yollara kezzaplar serpilmiş, mehtap çıkmaz olmuş. İnsafsızlık her yanı sarmış.

Kullaklarımı tıkamak istedim, rüzgarlarla savrulup, Kaf Dağı ötesine gitmeliydim. Oradaki kahramanlara,

“Gelin hele, helen gelin şu hale bakın” demeliydim.

Bu ne mutsuz, şenliksiz asırlar.

Batsın sizin savaşınız, tükürükler size katil uyuzlar, demeliydim. 

Masum ötesi insanlar yollarda.

Kuduruk bıçaklar çekilmiş, sinsi köşelerde şafak bekleyen haysiyetsizler dolu.

Al sana girdap, al sana zulüm.

Kim mutlu ulan kim?

Dedikoducu başı Dermeli Kazım mı?

Kim huzurlu uyuyor?

Fitne başı Topal Rıza mı?

Her sokak başında kontrol noktaları kurulmuş.

Şaşı Bedir şaşkın.

Kekeme Mırtaza kelimeleri unutmuş.

Bu mu ulan, bu mu huzur?

Yapma be abicim. Yiğit harcı değil bu işler.

İki gün önce olanları bilmezsiniz.

Gece yarısı sonrası Kibar Hamitin kapısında iki zaptiye  gelmiş.

Kehribar Mahallesinin Muhtarının itine tekme savurmuş iftirası ile tutuklamışlar. Al başına belayı.

Muhtar efendi muhtar efendi!

Senin itin bile yok. Hangi itten bahsedersin.

Ne diyor şair,

*“Bu şehir girdap gülüm,

Girdapta mehtap gülüm,

Feleğin bir suyu var,

Su değil, kezzap gülüm.”

Attila abi neredesin? Bu zamanda olsaydın döktürür müydün acaba?

Popüler