
“Bir saklı sandığım olsaydı. Çocukluğumun, gençliğimin ve hatta 30’lu yaşlarımın sırlarını o sandıktaki sırlı bohçalarda saklasaydım.”
Gençliğim ah gençliğim! Ve şimdilerde bir başka hayat. Erbil:
Erbil’de gece yarısını çoktan geçmiş. Benim için sıradan olmayan bir zaman dilimi. Uyku yok; elektrik kesik. Saat tam oniki olunca her taraf karanlığı bürünüyor. Mahalle derin bir sessizlikte. Belli ki herkes yorgan altına sığınmış. Kılima çalışmıyor. Elektirik sobası ısıtmayı unutmuş. Neft sobaları tehlike sinyalinde. Erbil’de gecenin ikisine doğru yol alıyorum. Erbil’de sadece bir kişi Bedirhan Gökçe’yi dinliyor ve Erbil’i yazıyor.
Erbil’in başbelası çok. Ekonomik kriz diyorlar. Memur maaşları yarıya inmiş. Cuma vaazında ekonomi konuşuluyor. Kiracılar kiralarını yüzde otuz indirme telaşında. Bir bizim evin kirası inmiyor; bir biz böceksiz apartman dairelerine taşınmıyoruz. dostlar Nevruz Apartmanlarına çoktan yerleşmiş, bazıları Cihan City diyorlar. Onaltı katmış, her dairenin 3 tuvaleti varmış. Hatta yedi odalı daireler varmış. Elektirik meselesi hiç yokmuş. Kirası bizim ödediğimiz kadarmış. Dostlara taşınma sürecine giremeyeceğim söylüyorum. O süreçte en az 10 organizer bilmem kaç tane çalşıma yaparım diyorum.
Erbil ısınıyor. Badem ağacı çiçek açtı. Bahçemizin sahtekar kayısı ağacı da ona kandı ve o da göstermelik çiçek açtı. Kira fazla olunca bahçeyle detaylı boya işiyle uğraşmak göze geliyor. Portakalları bile toplamıyoruz.
Erbil’de şubat yaşanıyor. Mevsimlere ad koyamıyoruz.
Erbil şimdilerde karanlık.
mağpak – Erbil
Bir Cevap Yazın