1111.JPG

Akşamlar tüketiyoruz.

Bir bakmışız sabahtayız.

Önce çocuklarımız diyoruz, sonrasında öğrencilerimiz. Bazen de önce öğrencilerimiz oluyor. Diğer bir ifade ile arkadaşlar.

Bizimle olan arkadaşlar. Sağımızda solumuzda; içimizde ve hatta rüyamızda.

Sabahlara onlarla başlıyoruz.

Akşam onlarla bitiriyoruz.

Daracık ve mesafesiz sınıflarda biz onlara, onlarsa bize çok şey anlatıyorlar.

Anlatılanlara yetişmeye çalışıyoruz.

Bazen dinler gibi yapıyorlar. Bazı gözlerden anlamadıklarını biliyoruz. 

Biz de onlardan geri kalmıyoruz; anlatır gibi yapıyoruz.

Hep böyle gidiyor. Yani biz anlatığımızı zan ediyoruz, onlarsa anladıklarını.

“Anladınız mı, sorusu olan var mı?” sorularını sırasıyla tüketiyoruz.

Onlar sorular sormuyorlar; sordurmuyoruz. Ha bire biz onlara sorularla boğuyoruz.

İyi ki, “Niçinli?” soru kalıpları var. Biz sorgulanmaktan çekiniyoruz; onlar bizi tenhalarda sorguluyorlar.

Bilmiyoruz; duymuyoruz.

Biz onları harcıyoruz sanki, onlar da bizi harcama planı yapıyorlar.

Böyle düşünüyoruz. Böyle düşününce; böyle oluyor işte.

Biz ömür öncesini yaşamaya çalışırken, onlar geleceği yaşama gayretindeler.  

Biz o sınıfta, o koridordayız. Zamanla onların ayak izleri silinip gidiyor. 

Onlar başka türlü izler bırakıyor, duvarlarda, zihnimizde.

Böylece günler tüketiyoruz, sonrasında yıllar.

Bir döngüdür gidiyor. Biraz onlar muamalarda; biraz da biz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler