Burada ıhlamurlar çiçek açmıyor be Şair!  Yağmur var; tadsız. Takvimler günleri gösterir; yapraksız. Duruşlar sahteliğin ötesinde gübrelik. Türküler notasız; sesler bozuk.

Beklemeler de olmuyor artık be şair! Dostların sabırları zıvanadan çıkmış; düşmanın nereden geleceği belirsiz. Cümleler kurşun olmuş; üstümüze üstümüze saydırılıyor.  Peşimiz sıra küfürler ise sayısız, nesepsiz. 

Buzlar mevsimin her gününde; yollar kaygan. Gecelerde uykular rahatsız. Rüyalar renksiz, silik ve çoğu bozuk.

Zevk vermiyor deniz, dağ, tepe ve hatta pınar başında peynir-ekmek yemeler tatsız.

Zaten Mihribanlı aşklar tarih oldu. Dümensiz, rehbersiz yollarda gidenlerin sevdaları kirli. Yarı mevsimlik sevdalar ötesiz. Tekeri patlamış duygular toslamakta şuna buna.

Bir de sen ve bir de sen nefsim!

İçindeki o pütürlü sesler yine yollara kendini vur diyor. Kalmaları unut, yolların bozukluğunu, darlığını unut. Git diyor, git!

Akşamın alacalığında, gecenin zifiri karanlığında düş yollara. Sabah aydınlığına kanma.

Git diyor git! Bozüyük, Eskişehir, Edremit, Kütahya yolları dar gelirmiş; boşver. Ötesine git, ötesine varınca daha bir ötesine git. Hatta bir özür borcun olan Banburry ve hatta nehirleri aşıp Fırat’ı es geçip git.

Biraz böyle biraz böyle.

Küfürsüz, öyle çığlıksız ve de  gönlü buruk git işte git be şair! Vur Emri dilinde git işte.

Özet şu ki, burada yazmalar gayri tat vermiyor  be Koca Şair! Siyah-beyaz resim tadındasın. Yine kalacaksın tek başına; yine… boşver be şair!  Nasıl olsa bu dünya böyle işte. Esintisi, ılıklığı getirisi götürüsü eş değil. Darası aldatmaca, kalanlar saf değil.

Hayat bu deniliyor. Yaşanıyor işte. Aynen kamp çocukları gibi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler