Aşağıoba meydanında siğara içen gençlerin sayısı artmış. Oradan göç etmeye hazırlanan Kel Sabri’ye izmarit toplamak düşmüş. K. Sabri erinmemiş siğaraların en pis artıkların tek tek toplamış. Bir kirli poşete koyup muhtara götürmüş. Muhtar, “Utanmaz herif hem gençlerle bir olup sen içiyorsun hem de bana şikayete geliyorsun” demez mi? Kel Sabri bu. Yapılan iftirayı sineye çekmez. Kafası çok iyi çalışan, modern görüşlü, biraz Muhtar ve avaneliri ele ters düşen Azad Alim’e gider. Daha önce de gitmiştir. Aşağıoba’da yaşanılan bütün sıkıntıları, eğri işleri bir bir anlatır. Azad Alim, “Hele bir kahve içelim, hele bir rahatla” metodu ile Kel Sabri’yi sakinleştirir. Azad Alimin de bu konuda mutlaka söyleyecekleri vardır. Çocuğundan bahseder, komşusu İbrahimin yaşadıklarını ortaya döker. Vesaire vesaire.
Sonra mı? Değişen birşey yok Aşağıoba meydanında gençler siğara içmelere devam ediyorlar.
Ortaoba’da meydanı da kaynamaktadır. Oranın da gençleri bir başka türlüdür. Gençlerin “azdığını” o köye gelen ziyaretçiler söyler. Gençlerin evlerin duvarlarını yazılar yazdıklarını, duvarların kireçlerini kazıdıklarını görünce şaşırırlar. Hatta bazı gençlerin Ortaoba’nın meydanında bulunan ceviz ve çınar ağaçlarının kabuklarını sıyırdıklarını görünce bir tuhaf olurlar. Bazı adamlar bu hallari bir bir resimlerler ve şehrin “Potur Bakır Langırt” gazetesinde yayınlarlar. Bu resimleri şehrin en üst adamı yani Kaymakam Faik de okur. Lakin oralı olmaz. Hatta yirmi küsur yıllık vali Hakkı Tarık da bu ağaçların resmini sekreter Mahidenin elinde bir vesile görür. Görür görmesine de ağaçların yaprakların çok canlı olduğundan bahseder. Hakkı Bey umursamaz. Amma velakin ağaçlar günbe gün solmaktadır. Köyün ihtiyarları, gençleri defalarca kovalasa da, “Oğlum etmeyin tutmayın, bu ağaçları eken babalarımız bizim için ekmiş” deselerde kimin umrundadır. Ortaobanın derdi bununla da bitmez.
Ortaoba iki oba arasında kaldığından olsa gerek bir tembellik vardır. Oysa genç nüfusu oranı bu obada çok iyidir. Köy azası Sarı Metin’in biraz vurdumduymazlığı, biraz herşeyi güzel göstermesinden olsa gerek ve biraz da Vali Hakkı Tarık’a işlerin olduğundan güzel gösterilmesine kolayca kanmasından dolayı Ortaoba’da olan bitenden kimsenin haberi yoktur. Nasıl olacak? Odasından çıkıp insanlar ne alemdedir? Pazar yeri kalabalık mıdır? Esnaf ne düşünür, nasıl geçinir? Bütün bunları Vali Hakkı. Bilmez ki. Varsa yoksa ofisi; masasına koyduğu bilgisayarı ve yardımcıları.
Gelelim Yukarıoba’ya. Burada yaşayanlar çok mutludur. Muhtarın evi de buradadır. Hatta köy azaları da bu mıntıkada otururlar. Köyün ileri gelenlerinin oturduğu bölge burasıdır.
Aşağıoabı ve Ortaobadan gelen kokular onları hiç mi hiç rahatsız etmez.
Rıza mola ister.. Anlatmaya devam edecek.
Bir Cevap Yazın