
Bir hayattır gidiyor işte.
Yaşıyoruz işte.
Kendimizce hizmetler ediyoruz.
Kendimizin ötesinde, bir geleceğin temelinde bir küçük taş olma gayreti işte.
Kimimiz burada; sizler orada.
Hüzün isterseniz, bulanıklık isterseniz benim cephede de çok. Ama gayret derseniz tatilsiz, tarifsiz. Hep dörtyüz metrelik koşunun son yüz metresinde gibiyiz. Zaman az, yapılacak çok iş var duygusu kamçılıyor. Alt komşulara da daim bunu diyorum.
Katlanıyoruz. Bize de katlanıyorlar.
Karşı komşular ayrılınca, çekilince gölgeler daracık koridorlardan bende haller başlıyor. Ve ben de mekanımda yazmaya çalışıyorum.
Bazen bilmeden, bazen bilerek saçmalıyorum. Öyle böyle yazıyorum işte. Bana yazmayın artık deseniz de kelimeler çok inatçı; akmak istiyorlar, çırpınıyorlar sınırlarından çıkıyorlar işte. Cümle olmak istiyorlar.
Memleket argolarına takılıyorum. Çoğu doğru olmayan isimlerle yaşıyorum; o yazmalar içimde interaktif çarpışıyor.
Yanımda ve yüreğimde her dem benimle beraber yaşayanlardan, karanlık günahlardan, özürsüz hatalardan kaçmanın bir yolu o sefil ifadeler oluyor.
Anlayacağınız sivri bir yol tuturmuşum ötesine ne gerek var.
Girişinde önbilgisi; paragraf sonu tezi olan; yazılan tezi destekleyen bir gelişme makale olsunun peşine düşemiyorum. Aslında adam gibi yazmalara hasretim. Düşünce dalgaları süpürüyor herşeyi.
Aslında şöyle adam gibi yaşamaya hasretim.
Komşu ofiste yaşayan dostlara, “Bazen ve çoğu zaman kendimize yazık ediyoruz” diyorum. Yorum yapmıyorlar.
“Bile bile hüzünlere dalıyoruz” diyorum. Hüzün kelimesi ağır kaçıyor.
Bu arada çocuklar da büyüyor.
Galiba mevsimlik büyümeler bitmiyor.
Çocuların sınıf rakamları artıyor: Altıncı sınıf sonrasında sayılar hızla ilerliyor; lise onlar, onbirler falan.
Sizin de benden farkı yoktur. Koşturmalar, anlaşılmamalar, yazmalar, çocuk, eş, iş…
Yakında çocuklarınızı -inşallah- evlendirirsiniz. Sonrasında gelsin torunlar; renkli bayramlar. Yaşlanmak size yakışmaz ama dede-nine olmak ne güzel!
Ve hatta yakında emekli de olursunuz. Onca sıkıntı ve gayretler sonrası çiçekli balkonunuz, köpüklü kahveniz olması az bile.
Anlayacağınız herşey olur. Geride sancı kalmasın yeter. Gülümseyin yüzünüz olsun.
Ben de kafanızı ütülüyorum galiba.
İyi ki yazmalar var…
Bir Cevap Yazın