Ben ne anlarım
Diyemedim.
Diyemedim işte.
O günlere ait ne varsa hatıramda; diyemedim.
Karlı bir kış haftasında Van yolundaydım, cahildim, halsizdim.
Yaralarım beni talan etmişti.
Diyemedim .
Hava soğuktu, yol uzundu. Ankara nere Van nere.
Yolumu kesenlere yüreğim yaralı, sızılarım çok diyemedim.
Gülüşünü arkamda bırakıp, düşmüştüm yola.
Gece vakti kaçırdığım otobüs muavinine ‘Beni niye unuttun’
Diyemedim.
Van’da ve hatta Kahta’da bunları diyemedim.
Bu iş olmaz.
Bütün Malazgirt, Çatak ve hatta Erdemit ağaları da üstüme gelse
bu iş olmaz diyemedim.
Bekçi Bekir’e yalvardım yakardım; dinletemedim.
Bu iş beni aşar benden alın beni.
Diyemedim.
Hasan Ağaya bunu dedim.
Savuşup gitti yanımdan.
Dizim kırıldı. Belim sızgın…
Karları aşıp, dağlara düşmek istedim.
Bir derviş kesti önümü.
Dedi ‘Hele biraz daha sabır et, hele biraz daha gayret’
Dermanım hiç yok.
Diyemedim.

Bir Cevap Yazın