0-yalnızlık

Artık konuşmuyoruz.

Sen gelmedin. Gizli buluşmalarımız ve dargın barışmalarımız gidişlerinde kaldı.

Tümsek üstü uzun uzadıya memleket meseleleri konuşmalarımız söğüt dalından yapılmış o çardağın gölgesinde buz tutttu.

Muhabbetimiz darbe üstüne üstüne yedikten sonra  hırpanalanmış, bir ağaç kavuğunda beklemeye razı olduk.

Karşılığını bulamamış düğmelerime yeni ilikler açmak için çabam da yok.  Üzüntülerini,  asla yolunu bulamayacak su sızıntılarında boğmak sana kalmış.

Duyuramadığım günlere inat bugün sana sızlamalarımla böyle seslenmek gerekti.  Ülkeyi ve beni terkettikten sonra ben hala buradayım.Gönülsüz yalnızlığın tortusunda, senden gelecek bir iki tadımlık haberlerin peşindeyim.

Artık buluşmuyoruz.

Kazımın oğlu Hakkı’da çınar altına artık hiç gelmiyor. Pınar başında oturup bir iki laf etmiyoruz. Arada sırada biraraya gelsek de haneklerimiz boğazımızda düğümlenip kalıyor işte. Savrulup gidiyoruz. Dağınıklığımız toplayan yok, üzerimize toprak atan yok.

Artık bakışmyoruz.

Daracık sokakta  karşılaşmalarımız düşmanca geçiyor. Türküde olduğu gibi sen bir yana ben bir yana savuşup gidiyoruz.  Herşey dağılıyor peşin sıra. Gözlerin, duruşun, beni benden alışın bitiriyor beni.

Artık Ferhat, Kamber ve Kerem ile görüşmüyoruz.

Dostlarım Ferhat, Kamber ve Kerem kendi dertlerinde; paslı hatırların gölgesinde kıvranıp duruyorlar. Ben Hanifinin oğlu Murat, muradına ermemiş muradı peşinde koşan Murat yani. Şirinin gölgesinde, Arzu’nun hasretlerinde, Aslı’nın sevdalarında muradımı yazıyorum işte.

Bu asrın icadların dalıp gittiğime bakmayın;  benim gemilerimin limanlarına varmak nasip olmuyor işte.

https://www.youtube.com/watch?v=8fqX9VhC6lI

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler