
Eskisi gibi bakışlarını süzerek baksan.
Sadece baksan.
Bakıştığımızı bir biz bilsek, sadece biz hissetsek.
Bu bizim kaderimiz deyip başımız önünde, içimizde sancılar ve hep ahlarla savrulsak.
Şairin dediği gibi ‘Savuşup geçsek’.
Günün karmakarışık gündemine bulaşmadan, kirlenmeden, devrilmeden gelecekteki o günün hatırına o derin duyguları kaybetmesek.
Yaban diyarın yaban ellerine düşmüş iki garip köle tavrıyla yıllara yuh çekip ve yüreğimizin ahını içimizdeki mezara gömsek; görülmesek.
Hep bizi yaşasak. Bizden öte bizi bilmesek. Akşam dam başı sofralarda seninle beraber mercimekli bulgur aşına lokmamızı kondursak; beraber ağzımıza götürsek.
Hiç uzun hava dinlemesek, bizden olmayan hüzünlere kucak açmasak.
Terketmelerin bütün hayallerini içimizde kursak.
Mesela, Karacaören’i terk etsek. Gidebileceğimiz en uzak kasaba, köy; ne varsa oraya gitsek. Yüzümüze bakıp bizi okumaya çalışanlara kulak asmasak. Birbirimizi okusak.
Yollar kapalı, köprüler geçemeyiz demeden sözümüzden caymasak.
Yapamazsak dahi yapar gibi yapmaya çalışsak.
***
Bir mart gecesinin soğuğunda, boyası dökülmüş soğuk odamda bunları sana yazıyorum. Beni duymayacağını bile bile sesimi duyurmaya çalışıyorum.
Üşümeme aldırmıyorum. Üşüyenlerin hallerini içimde duyuyorum.
Özetle, verdiğimiz sözler içimde, o günleri çok arıyorum.
***
Ah bu suskun mevsimler!
Yitik zamanların durağında sesimi duyurmaya, sesini duymaya çalışıyorum.
Ağır ağır yürümenin yorgunluğunda mola veriyorum. Her ağaç altında oturasım geliyor. Hafik’te, İmranlı’da, Akıncılar’da beni anlayacak; bu derde düşmüş yaralıları aramıyorum artık. Maden’de boşuna kalacak yer aramaktan vazgeçip, yola revan oluyorum.
Kendi ağırlığımı bedenim kaldırmasa da içimde seni götürüyorum. Omuzlarım yara bere içinde seni taşıyorum. ‘Bedenim marazlı, bende değil’ diyen Rıza Dayım gibi ağrılarıma aldırmıyorum.
Eğreti eğreti gidiyorum işte. Gölova’da durmak geçiyor içimden. Bir bardak ayran, bir parça ekmek bulursam eyvallah deyip, Çamoluk’da Remzi dayıma bir selam vermek geçer içimden.
Belki geceyi orada geçiririm. Ah bu yorgunluklarım. Takatim yok.
Bir Cevap Yazın