Amasya anlatılmaz. Bu muhteşem şehri anlamak için sokak sokak gezmek, tarihi tarihle yaşamak lazım. Amasya’yı anlamak istiyorsanız onun mekanlarına adım adım dokunmanız gerekir. Gece vakitlerinde yalnız başınıza ışıklarla dolaşmanız gerekir. Camilerden tad almak isterseniz, kimsenin olmadığı demleri seçip tefekkür dalmalısınız. İşte size o camilerden bir cami: Mehmet Paşa Camii.
Muhteşem bir minber. Mermer kendini bulmuş.
Işığın her türden yansıması. Kırmızı renk bu camide kendini bir başka gösterir.

Hemen hemen her camii de üç boyutlu fotoğraf çekmek mümkündür.
Minberin kapısı. Her ne kadar asma kilit görüntü kirliliği yapmış olsa da bu sanatta ihlasın zirvesi var.
Işık, ışık…
Mütevazi camii girişi.
Yatsı namazı sonrası yine bir sessizlik başlar. Işıklar kendini bir başka gösterir.
Camide yatsı namazına durulmuştur.
Sade bir anlatımla:
Mehmet Paşa Mahallesi’ndeki, Pirinççi Caddesi’nde bulunan ve 1486 yılında, II.Bayezid’ın oğlu Şehzade Ahmed’in lalası Mehmet Paşa tarafından yaptırılan caminin yazıtı, 1494 tarihini taşıyor.
Ters “T” planlı caminin kuzey cephesinde, 7 sütun tarafından desteklenen ve 6 adet kubbe ile örtülü olan bir son cemaat yeri var. Caminin sade mimarisinin aksine; mermerden yapılmış ve kıvrık dal ve yaprak motifleriyle bezenmiş olan minberi, Türk mermer işçiliğinin ender rastlanan örneklerinden biri…
Caminin yay kemerli ve ağaç oymacılığının en güzel örneklerinden biri olan giriş kapısı; Amasya Müzesi’ne gönderilmeden önce, soldan üçüncü kubbe bölümünde yer alıyormuş ve üzerindeki yapım kitabesi hâlen duruyor. Tek şerefeli minaresi sağdan üçüncü kubbe önünde yükselen caminin kare plânlı mekanını; sekizgen kasnaklı bir kubbe örtüyor ve bu kubbenin içi, kalem işi motif ve yazılarla süslenmiş.
Sağda, son cemaat yeri boyunca uzanan ve iki küçük kubbenin örttüğü odaların ise; tabhane veya imarethaneye ait olduğu sanılıyor.
Kaynak: http://www.amasyagezi.com/Mehmet_pasa_cami.htm









Bir Cevap Yazın