Gelsen diyorum.  Bütün hüzünlü , vurgunlu ifadeleri bir kenara atıp hür atlar gibi savrula savrula, süzülerek ufukta görünsen. Bütün gelsen diye başlayan, şarkıları, şiirleri bir kenara koyup bizim türkümüzle gelsen.Buralarda dutlar çoktan meyveye durdu; pembeleşmeye az kaldı. Sen her dutu sevmezsin; bilirim.  Ben seni beraber ektiğimiz dut ağacı gölgesinde  bekliyorum. Yediğim simitlerin tadı yok demiştim ya, bu güzel dutlar da sensiz bir tad vermiyor.  Ya lavanta çiçeklerine ne demeli? Kainatta yaratılmış en şifalı ilacın zeytin ve onun yağı olduğunu sürekli söylerdin. Yağ içinde beklettiğimiz lavantalar hala o tazelikte duruyor. Ağrılarım için dahi kullanmıyorum. Sen şimdi hangi çiçekle yaşarsın?

Dün Taksim sokaklarını tek başıma gezdim. Yanımda sen varmışsın gibi fotoğraflar çektim. Genelde parasız gezerim bilirsin. Cebimdeki paranın miktarına bakmadan Antep  mutfağında pişmiş künefe yemeye çalıştım.  Öylesine yedim. Sanki sen de karşımda yiyecekmişsin gibi bir çatal da senin için koydurdum. Daha önce yazmış olduğun kenarı yanık mektuplarını cebimden çıkarıp bilmem kaçıncı defa okudum.

Forrest Gump gibi  sana hergün özene bezene mektuplar yazıyorum.  Cevap gelmeyeceğini bile bile postahaneye gidip mektupları gönderiyorum. 

Ben boşuna sıfatları bol cümleler yazıyorum. Biliyorum.
Uykusuz gözlere inat beyhude seni düşünüyorum. Bilmiyorsun.
Ben serseri hasretleri gönlümde yaşatıyorum. Bilmiyorsun.
Beynimi çatlatan fikirlerin harmanında sana yeni çağrımı yapıyorum. Bir görünsen, bir süzülsen..
Ne yapayım? Senden kaçamıyorum.

0-taksim-carsı0-taksim-kunefe

yazı/foto:magpak -2000’li yılların başı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler