Üşüyorum. Neft (bir tür yakıt; uçak yakıtı da olduğu söylenmekte) sobasını inadına yakmıyorum. İki gündür uykucu oldum. Yeni bir yatakla yeni uykulara ve rüyalara yelken açmışım. Sanki uzun yıllar kalacakmışız gibi bazalı yatak almışım. Eskisini atamadım. Üç buçuk senede yayları çıktı, çukurlaştı.
Bu üşümeleri yaşarken fotoğraflar arasına daldım. Evde televizyon yok. Tek seyrettiğim dizi “Karadayı” yı nasıl olsa yarın arkadaş indirir, reklam arasız seyrederim diye düşündüm. Bu dizide beni çeken ne olabilir diye kendime çok sordum. Oysa şimdiye kadar onlarca hata bulmuş ve bırakmıştım. Bulmak istemedim. Yakında sıkılır bunu da bırakırım. Belki dikkatten kaçanları sıralar dururum.
Fotoğraflara daldım. Bilmem nerede çektiğim birkaç resim üzerinde düşündüm. Altlarına, sağına soluna birşeyler yazmaya niyetlendim; vaz geçtim.
Nedense Haluk Levent “İçimde Ölen Biri” şarkısın dinlemeye başladım.
Not: En üstekki resim bir kilise girişinde çekilmiştir. Yazıya pek yabancı değiliz: Allah bir kapıyı kapatırsa, bir pencere açar.
New York caddelerinde…
Ötelerde yüksek binaların azameti, beride tren rayları ve direk üstünde bir yazı: Biz büyük değişiklikler yapıyoruz.


Bir Cevap Yazın