Canımı sıkan sen değilsin Fırıncı Hasan abi. Yemin billah ederim sen değilsin. Bizim çoluk çocuk da değil. Her sabah güler yüzlü olamıyorum işte.  Arka sokaklarda neler oluyor, diyen Sezen Aksu ablamızın şarkısını  iyi dinleyince, beni daha iyi anlayacağını zanediyorsan yanılırsın.

Dedikoduyu sevmem. Kimin ne dediği umrumda değil, diyenlerden de değilim işte. Siyasi konuşmalardan anlamıyorum,  altan alma salvolarını da beceremem. Lafı gediğine hemen koyacak birisi de değilim. Bak bizim Bakkal Kamil de öyle. Şu şöyle demiş, bu şuraya gitmiş gibi mişli laflar ettiğini adamdan duydun mu?

Hazımın oğlu Hakkı geçen hafta  gıcır bir araba almış. O Adamın arabasını bir kişi hariç  hiç kimse yakıştırmıyor. Kim olduğunu bilirsin elbette! Tabii ki Bakkal Kamil!  Adam hayırlı olsuna bile gitti. Diğer yandan mahallenin bütün arvatları, genç delikanlıları, yeni yetme kızlar bile, laf üstüne laf dedi. Neymiş efendim, Hakkı bir berber parçası imiş. Neymiş efendim, Hakkı elalemin kellesini traş etmekle, sanayideki tamirci çocuklarının cumartesilik saçlarını düzeltmekle  73 model bir araba dahi alamazmış? Nerdeyse adamın adını hırsız Hakkı’ya çıkaracaklar. Yuh yani yuh!

Hakkı’yı bu mahallede en iyi bilen benim. Adam cimri mimri ama parayı nasıl biriktirdiğini az çok bilirim. Daha bir gün  Kebabçı Memet’ten üç şiş bir ekmek ısmarlayıp kendine ziyafet çektiğini görmedim. Sabahları bir ciğer dürümü veya nohut yer. Ayran bile içmez. Onun yerine su içer. Dolaysiyle hergün helalinden bir buçuk lira karı olur. Ayda yapar otuz lira. Seneye vurursan 360 lira. Bunu beş sene ile çarpınca Hakkı’nın cebinde ne kadar kaldığını görürsünüz.

Bununla da bitmedi! Berber Hakkı gelen müşteriye sallama çay ikram eder. Kahveci Salim buna içerlenir ama Hakkı’nın hergün bir gönül alma kahve ısmarlamasından dolayı birşey demez. Dört-beş çay parasına, içinde yüz tane olan bir kutu sallama çay alındığı hesap edilirse çaydan ne kadar karı olduğunu buyurun siz yapın.

Fırıncı Hasan Abi, aslında bunların hiçbirini yazmayacaktım. Beni sabah sabah dedikodunun içinde dahil ettin.  Canımı sıkan manzarayı  anlatacaktım ki, çürük meseleleri konuşup durdum.. Hele sen şurdan bir liralık nohut, sıcağından beş altı tane tırnaklı ekmek verde çığırından çıkmış dedikodu deryasında ben de boğulmadan eve gideyim.

Sahi canımı sıkan mevzu neydi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler