Yollar uzun. Amasya – Erbil arası düştük yola.
Bu yıl rotamız değişti. Can sıkıcı meseleler. İnsanların birbirlerine olan tahammülsüz halleri yönümüzü değiştirmenize sebebiyet verdi.
Amasya, Tokat, Sivas derken Malatya yolu için seçim yapmak zorunda kaldık. Ergani – Gürün yolları arasında tercih yapmak kolay olmadı. Yolda bekleyen bir kadın ile bir delikanlıya sorduk. Onlar da bilmezmiş. Telefon ettiler bir tanıdıklarına; Ergani’yi tercih etmemizin faydalı olacağını söylediler. Düştük yola. Yollar tek şerit, epeyce de kıvrımlı. Arabamız dolu. Kangal, Alacahan, Hekimhan, Fethiye derken Malatya. Malatya’nın dışından yola koyulduk. Uyku henüz yok.
Amasya’dan saat sabahın beşinde çıkmıştık. Henüz bir saatlik bir yolculuk yapmışken uyku bastırınca, bir petrol istasyonunda bir saat kestirmenin rahatlığı bedenime sinmişti.
Elazığ’a varmadan Hazar Gölü bizi kendine çekti. Etrafta villalar, plajlar, resmi tesisler ve halkın istifade ettiği göl kenarı mekanları. En uygun bir yere biz de daldık. Arabamız dolu. Çocuklar paçalarını – güya- katlayıp ayaklarını suyadeğdirdiler. Baktım olmayacak. Üstlerini çıkarmalarını söyledim. Alta kalan ne varsa onunla suya daldılar. Etrafta Elazığlı çocukların şivelerini dinleye dinleye çocuklara göz kulak oldum. Mekan nispeten düzenli, su temiz görünüyordu.
Gideceğimiz yer ‘ırak’. Yorgunluğun ve rotayı değiştirmenin verdiği sosyolojik, psikolojik hallere aldırmadan yola düşmekte gecikmemem lazımdı.
Bir Cevap Yazın