‘Arabesk Denemeler’
Kapıyı çarptın da ne oldu? Dünya malının hepsini mi kazandın? Ben sessizliğe ve hatta sensizliğie zaten mahkumum.
Bensiz başın çok mu dik? Üsküdar vapuruna bensiz binerken, küçük simit parçalarını bensiz martılara atarken mutlu musun? Ankara’da Hacı Baba’da her ayın ilk gününde yediğin künefenin sıcaklığını ve tadını bir başka mı hissedersin? Ben sensiz de zevklerimi yaşarım mı diyorsun.
Öyle ise ben de kimliksiz şafak vakitlerinde kendimi perişan eder yollara da düşerim. Dar vakitlerde mesela ikindi sonrası güneş batımında ve hatta mesela imsak vakitlerinde biraz perişan biraz dağınık ama hala umutlu kapıyı çarpmadan giderim. Çocukluğumda bir çuvalla evden kaçtığım gibi köy köy gezerim. Gerisin geriye dönmem bir kez daha. Senin kaçışlarına benzemez benimki.
Hani Çapa’da Kan Merkezi arkasındaki o evde sensizliğin tokadını yediğim günlerin öcü şimdi çıkıyor. Gecelerin serin ya da soğuk haline aldırmadan sana yazdığım sayfalar dolusu yazıyı Kasımpaşa’da bir çöp bidonuna atışımın onuncu yılındayım. Kesik kesik yazdıklarıma bakıp, yine bu adam sapıtmış desen de yine yazıyorum. Zaten bundan fazla yazacak takatim kalmadı.
Bilmem anlatabildim mi benim dayım!
foto: magpak

Bir Cevap Yazın