Bizim bakkal ansızın kayıplara karıştı. Bir buçuk senedir meyvemizi, sebzemizi ondan gönül rahatlığı ile alırdık. Temiz, güleryüzlü, tartısı sağlam bir adamdı ve elbette kardeşleri de. Mahalleden ve civardan epeyce de müşterisi de vardı. Garip ama adını da bile bilmiyorduk. Kimselere soramadık.
Üstelik aynı sırada iki bakkal daha var. Onlar sadece tatil günleri yüzleri gülerdi. Şimdi gelip-geçerken bakıyorum da adamların hertarafı gülümsüyor. Bizim giden bakkalın müşterileri eli mahkum onlara gidiyor. Dükkan önlerinde malları da iki kat yığmışlar. Hatta dün sabah bizim eski bakkalın müşterileri sabah halden gelen meyve-sebze için beklemekteler. Ama bizim bakkalımız daha doğrusu manavımız yok işte. Dükkanın önü bomboş.
Bizim ev arkadaşı ufak bir araştırma yapmış; bizim bakkal evini de satıp gitmiş. Gittiği yer güya bilinmiyormuş. Bana göre bizim bakkalın gidişi çok planlı bir şaka gibi geldi. Farkettirmedi, sezdirmedi ve hatta tek iletişim ifadem olan ‘Go Hafiz’ bile diyemedik birbirimize. Tarkanvâri: “Yolun açık olsun, demek isterdim. Boğazım düğümlü, sözlerim kayıp” şarkı sözlerini âh bir diyebilseydim. Hem fotoğrafını bile çekemedim. Bir keresinde, ‘Mamusta Mehmed bizim dili öğren’ deyişini yarım yamalak anlamıştım. Ben de yarı İngilizce yarı Türkçe ofis ile ev arası hayatım olduğunu anlatmaya çalışmıştım.
En iyi anlaştığımız ifade ise meyve sebzeyi gösterirken yapardık, ‘Türki? Ürdüni? Irani? veya Iraki?. En son mandaline meyvesinin Pakistani olduğu söylemişti de şaşkınlığımı bir şekilde ifade etmiştim. Diğer taraftan bir kış boyunca bize halis, hormonsuz domates yedirdi. Hem kilosu 1000 ID (Irak Dinarı). TR parası ile 130 kuruş civarında. (Keşke birkaç kilo alıp eşe dosta gönderseydim. Bizim Karadenizin harbi delikanlısı Burak Hocam kesin severdi.)
Sözün özü bizim bakkal gitti. Gidişi ardındaki senaryoları şöyle sıralamak mümkün:
- Bizim bakkal tehdit edilmiştir,
- Kızı kaçmıştır,
- Ortadoğu olaylarının en büyük para destekçisidir; tehdit almıştır, çareyi Avrupa veya Zengin bir Arap ülkesine kaçmakta bulmuştur. En yakın ülke Dubai’dir.
- En son tahmin ise ince meseledir ve veya bizim bakkal ince hastalığına tutulmuştur. Tek çareyi bu mahalleden uzaklaşmada bulmuştur. (İnce hastalığı yeni nesil bilmeyebilir, lütfen Google dedelerine sorsunlar, mutlaka cevap bulurlar.)
Ben şimdi yandaki bakkallara nasıl gideceğim. Adamlara, ‘Aha şimdi elimize düştünüz’ deme mutluluğunu yaşatma cesaretim ve niyetim yok. Kendime ve aileme yeni bir bakkal bulmam gerekecek. Ya da her on beş günde bir sebze halinin yolunu tutacağım. Dil meselesi ne olacak? Ah bakkal amca ah Adını da bile bilmiyorduk! Şöyle birkaç sene daha beklese idin beraberce gitseydik.
Sağlık olsun. Vardır bunda da bir hayır. Bu aleme biz de kalıcı değiliz. İşin ucunda temelli gitmekte var. Heder olan yıllarımıza eyvahlarla. Sana güle güle bakkal dayı…
Yazı/foto: magpak
Not: Bu makaledeki tek kurgusal kişi Simsar’ın oğludur.



Bir Cevap Yazın