Bir vakitler nereden estiyse yazmışım. Neden güvercinim? Bilmiyorum. Gurbetlikten mi? Birisine olan hasretlik mi? Bilmiyorum. Göçmen kuş adı üstünde. Benim gibi, belki de sizin gibi. Ben bir göçmen garip, gamlı bir güvercinim işte… Yaz siz?
Köşe başında, ağaçların bedenlerinde insanlar bekler , ellerde silah, gözlerde çapak. Beni tanımazlar. Sanki kurşunları bedenime boşaltmak için beklerler. Ben kime neylemişim? Yalandır hakkımda söylenen. Bir yuvam dahi yok. Bir yaban göçmen kuşuyum. İlk defa bu köye uğramışım. Dar sokaklar, taşlı yollar, evlerin bacalarında beyaz duman. Ben kimsenin kışlık çuvalına saldırmadım. Tarlaların ekinlerine, altın rengi, olgun incir ağaçlarının dallarına da konmamışım. Ben kanaatkar bir kuşum, ağaç altlarında yemişim. Yolların kenarına serpilmiş buğday tanelerini toplamışım. Harman sonrası kalanlarla idare etmişim. Bebelerin ellerinden düşenleri toplamışım.
Kimsem yok, garibim. Arkadaşlarım çoktu. Bir hafta önce kasırgadan sonra yolumuz ayrıldı. Soğuktu. Öyle bir esti ki rüzgar, kanatlarım çırpamaz olduk. Her birimiz bir yerlere savrulduk. Ben zayıfım. Ayaklarım dermansız. Başımızdaki kuş geçen yıl geldiği yolu gösteremedi. Çetindi, karanlıktı, şafak sökmemişti. Medetsizdim. Paramparça olmuştuk. Bu köyün tarlasında, yoncaların arasında uyandım.
Peki bu köşe başlarında bekleyen adamlar nedir? Neden düşmanca pusu da beklerler. Beni mi yoksa başkalarını da mı beklerler? Beni hala görmediler. İyi ki bu çam ağacı var. Koyu yeşil dallar, iri kozalaklar beni saklar. Fakat daha fazla kalamayacağım. Kımıldamak istiyorum. Kafamı vücuduma gömdüm. Bir sakinlik var havada. Sıcak başlıyor.
Silahlı adamlar yoldan gelip geçenlerle konuşmakta. Kartaldır çocuğu kaçıranlar. Ben kartal değilim. Ben yolunu kaybetmiş, garip bir güvercinim. Uçmaya kalksam beni vuracaklar. Nerede arkadaşlarım? Gariplik, kimsesizlik zormuş. Bilenler bilirmiş.
Yazı-foto: magpak Yıl 2008 – İstanbul

Bir Cevap Yazın