Şair, ‘Bu aşk bitti’ der. Şiirin gerisi de güzel gelir. Ama aşk nasıl biter? Aşk hakkındaki kitaplar ne der bilmiyorum ama sözün bittiği yerde aşk başlıyorsa, kıpır kıpır yürek sevdalıya doğru koşmak için hazır ve nazırsa nasıl biter aşk? Aşk soframıza konulan zeytin taneleri mi ki yenilince bitsin? Yoksa varılan bir menzilden sonra aşka vedâ ilanları mı asalım? Bu aşk bitti, oh be kurtuldum. Öyle kolay mı?

Aşk bitti diyenler, aşkın tarifinden uzakta sığ su kenarlarında dolaşmışlar dersem alınmasınlar. Vefâ duygusundan uzakta soğuk mekânlarda yaşamışlar demektir. Bu cümle ile çok beylik laf etmiş oldum; öyle mi? Ve biri karşıma çıkar ‘Hadi oradan sen aşktan ne anlarsın derse’ ki denmiştir ve dahi haklıdır aslında. Ben yine kıytırık kaba ifade ile söyleme hakkımı kullanayım da içim rahat etsin: Aşk biterse sen de bitersin. Aşk biterse, ömürlük yas başlar. Aşk biterse, hayatın yeniden yaratılması icâp eder mi?  Bu da beni aşar. İşin erbâbına sormak gerektir.

Aşk deyince, bizim Söğütlü Köyünün Remziyesi ile Tırfallı Şükrü’nün ondörtlük yaşın yaşadığı sevdadan bahsettiğimi zan edenler varsa yalandan beni anlamış olurlar. Aşk deyince, Aksarayla Rıza Dayı’nın mal-mülk hırsı akla gelirse bu da doğru değildir. Rıza Dayım kendinden bahsettiğimden ayrı yeten kusuruma bakmasın. Belki kendi kümesi veya grubu içinde bunlar da aşktır.

Orhan Babanın yazdığı sözlere ve üzerine bestelediği şarkılarda hakiki aşkın tarifi var diyenlere sözüm yok. Yok demek cesaret ister. Allah korusun birisi yine çıkar, ‘sen kim oluyorsun da Orhan Baba’ya laf ediyorsun’ derse ben nereye saklanırım.

Bu yazıyı da bana yazdıran aşk dersem kadîm bacım, Fadime’yi kızdırmaktan ürkerim. Aşk Cebeci İstasyonunda yaşanmış ve bitmiş dersem, can şair güzel insan Y. Bülent Bâkiler Üstadın sahasına girmiş olurum.

Aşkın hakkını vererek yaşayanlara gıpta etmiş gözden Irak’ta sefil yaşayan biri olarak, hakiki aşkı yaşanların önünde el pençe divân durmaya hazırım. Ömründe hakiki ve sûni aşkı dahi yaşamamış biri olmak  da –işin doğrusu- zoruma gidiyor.

Cefâsını, küllenmiş aşklarda bedenini, ruhunu zorlaya zorlaya, için için yana yana yaşıyan Kemâliyeli Turgut abiye hürmetlerimi arz eder, zoraki aşklardan yorulmuş Muradiyeli Ökkeş kardeşime de ayrı yeten sabırlar dilerim. Meryem bacıma da Ökkeş’e sabır etmesi tavsiyesi yapmaktan başka yardımım olamaz. Son lafım da Sivaslı tır şoförü Mikail Dayıma gitsin: Vallahi billahi deli dolu aşkına hayranlığımla seni bir başka seviyorum.  Anlayana aynen böyle.



Not: Burada geçen isimler tamamen hayal mahsülüdür. Bu şehirlerde yaşayan bu şahıslar bu ‎yazıdan sakın ola ki alınmasınlar. ‎

foto/yazı: magpak 5. Ocak. 2011. 24:12‎

O şiir:

Aşk Bitti


Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
Bitti.

Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da

Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
Belki bir yağmur yağar akşama doğru
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım

Aşk da bitti diyordu ya bir şair
Aşk bitti işte tam da öyle

Ahmet Telli

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler