Müzik hayatımın bir parçasıdır. Derste yıllardır kullanırım. Evde ise genelde şiir ya da damar parçalar dinlerim. Mutfakta ise İngilizce konuşan adamların CD’leri ya da kasetleri revaçtadır. Ders için sıralama yapmam gerektiğini geçen yılın öncesinden anlamıştım bu yıl yine aynı mesele ortaya çıktı. Sabah, öğle, birinci ve beşinci saatler için farklı tonda, tınıda, ritimde adın her ne ise işte türden müzik şart ve hatta tecrübeyle müziğin İngilizce öğretiminde elzem olduğu kanaatindeyim.
Oda arkadaşım biraz hareketli parça ister. Ömer Faruk Tekbilek’in One Truth’nu verdim. İkinci parça biraz hareketli ama hakikatten damardır. Adamı sürükler. Ateşli gönül yaralarını ortaya çıkarır. Hasretleri intihar ettirir. Öyle de olmuş. Dersin son kısmında bu parça çalar hocahanım. Ev hasreti çekenlerde hüzün temayülü belirir; iki öğrencinin gözyaşları süzülür. Müzik, dersin sesli belası olur. Hocamız şaşkındır. Ders sorularına cevap alamaz. Böyle tesirli olacağını tahmin edemezdim.“Can harap, canan harap” der şair Nurullah Genç. Demek ki bir harap etmiş ortalığı.
Bu duygusallıkla Pakistan’a yardım artar. Burslu bir öğrenci dersten sonra gelir ve “Hocam onların bizden daha çok ihtiyacı var” deyip harçlığının büyük bir kısmını verir. Ardahanlı’dır bu çocuk. Mütevazılık kime yakışır derse ona diye ben de şahitlik ederim. Bu sınıf İk. Hanım’ındır topladığı parayla rekora doğru gider. “Hayırda yarışın” denir. O da diğer sınıfları geçer.
Bu satırları yazarken bir müzik parçası çalar. Söyleyen Kayahan’dır
Bizimkisi bir aşk hikayesi
Siyah beyaz filim gibi biraz
Ateş ve su, diken ve gül gibi
Bizimkisi roman gibi biraz..
Saat 04:45’i gösterir. Mümin uyanmadan kalkıp sahur hazırlamam lazım vesselam..
foto/yazı: magpak -21. Ekim. 2005- Beylikdüzü

Bir Cevap Yazın