Tamirci çırağı iken ikindi vakitleri parasızlıktan yiyemediğim ciğer dürümleri hüznü bana tattırdı. Lise birinci sınıfta iken giydiğim siyah Trabzon lastiği ile okula gittiğim gündü hüzün. Ve o yıl spor ayakkabımız olmadığı için bir kaç arkadaş ile beden eğitimi dersine alınmadığımız o saatler bize hüzünden nefret ettirdi.
Hüzün hergün. Hüzün aranmaz, hüzün yaşanır. Hüzünü bakışlarda görmek yetmez; hüzün yürüyüşlerde, oturuşlardadır. Hüzün gurbet ötesi bir yerlerdedir.
Gamlı, uzun havaları dinlemekle hüzün yakalanmaz; unutulunca, terkedilince, vefasızlık olunca hüzün yaşanılır. Bir yakının, dostun kaybındaki hüzünleri yazmaya ne hacet. Tarifsizdir o hüzünler.
Hüzün sendedir dediğin birisi varsa hüzün o zamandır.
Delikanlılığa, erkekliğe inat ağlayabiliyorsan hüzün o zaman ocağındadır işte.
Hüzün mü? Hüzün sensin. Aynen öyle..
yazı/foto:magpak – Van Kalesi Melekleri..
Bir Cevap Yazın