Önemlisin. Önem arz ettiğini sana bir otobüs terminalinde bana vedâ ederken söyleyemedim. Hasat ya da harman zamanı bana pınar suyu ikram ederken de kulağına fısıldayamadım. Zamanın ve yerin ne ehemmiyeti var, önemlisin.

Önemlisin. Otuz küsur yıllık gurbet hayatımın hatırası derin, merkez  gurbetindesin her daim. Kaybetmeleri, hasretleri, fedâkarlıkları senle yaşadım.

Önemlisin. Yüreğimde kırık camların beni hep acıtmış olsa da sana hiç ihanet etmemeye gayret ettim. Kanadım kırık olduğu demlerde nedense olanlar oldu. Bana garip bir hal olmuştu. Ağustos ayı sıcağında oruçlu iken üzüm hasadında yaşadığım bir yorgunluk demine denk gelmişti. Oruç bozmak ve bozmamak arası gibi. Açık olmadı değil mi? Ama sen yine de birşeyler anlamışsındır.

Önemlisin. Serseri kaçışımdaki yalpalamalarımı, çoğu zaman çamura düşüşlerim seni şaşırtmasın. Kapına gelemem; yanında yörende avare dolanamam.  Baktığın en uzak ufuk çizgisinde dahi görünemem. Çadırımı çadırının önüne kuramam. Silik zamanların ötesinde rengini kaybetmiş bir virâneye kilimimi sermişim. Sana haykırmam yasak. Diyeceğim ama diyemiyorum işte.

Önemlisin. Gazel olup savrulup dursam da, yılkı atları gibi dağ dağ gezsem de, sana selam selam üstüne selam gönderemezsem de önemlisin.

Ya ben neyim senin dünyanda?


yazı/foto:magpak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler