Dar Zaman Yazıları


Gecenin tam ortasında durmuşum. ‎

Gitmelerin, gelmelerin, ayrılık zamanlarının ucunda kenarında ‎dolanmaktayım. Çobanların yaylaya çıkma zamanının biraz öncesinde, ‎şebnemlerin yaprakları incitmeden düşme anlarında şafak zamanındayım. ‎

Askere gidecek bir delikanlının uykusuz gecesinde, yavrusunu süt emziren ‎annenin uykusunu bölen halin buruk tadındayım.‎

Her gece sırılsıklam gezdirdiğim gençlik sevdamın lezzetinde; ötelere ‎gitmelerin  acımsı, kararsızlığının son demindeyim. ‎

Bir yanda sen, bir yanda geçirdiğim ömrüm. Hangisi acı, hangisi tatlı ‎çözememenin çıkmazındayım. ‎

Avareyim. ‎

Gitmelerin ve kalmaların kırmızı çizgisinde ve tam gecenin ortasındayım. ‎

Ya sen? ‎

Ya sen? Bu vakitte neredesin? ‎

Ellerin?‎

Bakışların hangi duvarın çizgisine bakmakta?‎

Penceren açık, içeri gurbet karları yağıyor mu?‎

Beni merak etmediğini bile bile yaşıyorum. ‎

Ben ne orada ne buradayım, ben sensiz geçirdiğim ve geçireceğim yılların ‎asık suratına bakıp duruyorum. ‎

Ben seni sevmenin ortasında, hatıraların kör yumağında bir o yana bir bu ‎yana atılıyorum. Savruluyorum. Gecenin karanlığına türküler söylüyorum. ‎Dört duvar arasında dehlizlere dalıyorum. Kördüğümler atıyorum sensiz ‎yıllara; bilmem kaç  gündür, kaç aydır, kaç yıldır ve hatta kaç asırdır.  ‎

Sen oralarda bensiz, sessiz titreyişinde yaşa. Reva mı?‎

Ah! Sensizliğin ve sessizliğin tam ortasında yaşamak yok mu?

‎             foto/yazı: magpak ‎10. 3. 2006 03:15 – Hadımköy Sırtları ‎

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler