Demiştik ya, şiir sevmeli. Şiir yazmasak da sevmeli. Okumalı, dinlemeli duyguların özünü, lezzetini almalı. Anlatılmayan nice hissi birkaç kelime içine nasıl sıkışıpta patladığını görmeli, yaşamalı.
Ben şair ya da yazar değilim. Hafızasında onlarca şiir, yüzlerce mısra olan biri hiç değilim. Kendi köşesinde, yıllarca şiir dinleyen biri olarak yaşıyor arada sırada yazıyorum.
Bizler aslında tâ ilkokullardan beri şiir yazan birileri değil miyiz? Ama şiirin hassını yazan şairlerimiz parmak sayısınca.
Şiiri sadece aşıklar mı yazar? Şiiri gurbetin kara soluklarında yaşayanlar mı yazar? Şiiri bunların ötesinden de yaşayanlar yazar. Bir zamanlar destanlar basılırdı ülkemin bazı şehirlerinde. Şiir tadında hayatların bizzati kendisi vardı. Şiiri tanımadan ben bu destanları tanıdım. Yıllar öncesi ve vesairesi şiirimsi bir hayat yaşadım; hala da yaşanıyor işte….
Siz benim ne dediğime bakmayın şiir yaşayın, şiir okuyun ve şiir güzeliğinde müzikler dinleyin.
Ah
Geceler kurşun gibi iner üstüme birden
Hayalin çıkıp gelir uzaklardan karşıma
Sonra yüreğimi bir kara sevda tutar
Ama sen duymazsın duyduğumu asla
Ne bir türkü söylersin gizlice ağlayarak
Ne bir akşam içinde bir yara göz göz açar.
Ne efkar basar seni akşamları ansızın
Ne uykuların kaçar.
Konuşsam bir türlü, sussam bir türlü
Yıllar yılı yüreğimde büyüyen sırsın
Bir sigara dumanına uzanır gibi usulca
Dokunsam saçlarına, kırılırsın.
Kaçtım şehir şehir çok uzaklara
Boşuna gurbet acısı tattım.
Oyalandım durdum seni unutmak için
Kendimi boşuna aldattım.
Anladım faydası yok uzak kalmanın artık
Seni kader çizgisiyle alnıma yazan haktır.
Unutmak ne mümkün gözlerinin rengini,
Seni çılgın gibi sevmek yaşamaktır.
Bir serin rüzgarsın yüzüme vuran
Yüreğimi yakan bir avuç korsun.
Gökler biliyor sevdamı, taş duvarlar biliyor
Sen bilmiyorsun.
Yavuz Bülent Bâkiler

Bir Cevap Yazın