Söylenmiş, söylenmemiş ne kadar duygu, hasaslık varsa hepsi bir yana, ömürlerimiz geçiyor işte. Tartısı ağır ya da hafif ne kadar duygu, hırs, arzu varsa onlar da bitiyor işte.
Hiç bir yere sığdıramadığımız fikirlerimiz, çekişmelerimiz, divanece peşine düştüğümüz taleplerimiz de bir yerde duruyor, elimiz kolumuz bağlı kalıyor.
Şiirlerin, sözlerin, şarkıların en güzelini en ağdalısını yazmaya, bestelemeye çalıştığımız o yârlar da bizi terkediyor; kuytu saklı duygularmızla başbaşa kalıyoruz işte. Ortalıkta deli divane dolanıp duruyoruz. Bir hayat ki, ne adam gibi yaşayanlar tadını alıyor ne de adam gibi yaşamak isteyenler.
Denizin mavisi, mevsimlerin baharı da tad vermiyor. Nedir bu hayat, nedir bu sığmayışımız?
Söylenmedik duyguların kasım ayına havale ederek, bir türkü hazanına kendimi kaptırarak yaşıyorum, yaşıyoruz işte. Üstelik sen de yoksun. Üstelik bunca hatalar, günahlar yükü sırtta iken yaşıyoruz işte…
yazı/foto: magpak

Bir Cevap Yazın