Kalemin yazmadığı, hislerin kendini kaybettiği anlar olur.
Bazı anlarda bir halden başka bir hale girer, hayata farklı bakarsınız. Yediğiniz yemeklerin tatlarını almazsınız. Çevrenizde insanların şakaları, gülmelerı, mal-mülk hakkında konuşmaları size garip gelir. Bu anlarda yüreğinize karlar yağıyordur. Kalbinize harlı bir kılıç saplanır gibi olur. Gidecek, sığınacak bir yer ararsınız. Gidersiniz; lakin orası da size tat vermez. Bir dost, bir sevgili muhabbetini arzularsınız. Güzel konuşmaların da çoğu zaman sizi teskin etmez. Hıçkırıklarınız namlu uçlarına gelir; kendi içinde patlar. Televizyon veya gazete haberleri sizi daha da yorar. Köşe yazarlarını, sevdiğiniz kısımlarını okumak istemezsiniz.
Bu anları çoğunuz bilirsiniz ve belki de yaşamışsınızdır. Bir kaza haberinde yakınlarınızı kayıp etmişseniz; anneniz ya da babanız ve daha kötüsü genç bir evladınız öbür aleme (bizce) zamansız gitmişse, işe o andır. Gidenler nasiplerini alıp gitmişlerdir. Siz de, içimizde muhasebeler yaparsınız.
Gidenlere mi yoksa kendimize mi üzülürüz? Bunun hesabını yapamayız o an. Malınız, işyeriniz, eviniz yanmıştır. Yılların birikimi bir anda kül olmuştur. Çaresiz kalırsınız. “O vermiş ve almıştır” gibi teselli ifadeleri sizi biraz oyalar ama sonra? Daha ıstıraplı anlarda vardır.
İnsan olmak işte bu anlarda zordur. Ama arayanlara mutlaka çare vardır.
yazı/foto: magpak@windowslive.comTÜRKÜLER BİTTİ
- Halaylar durdu
- Horonlar durdu
- Al damar, mor damar, şah damar sustu
- Bahçeler put kesildi birer birer
- Meyveler salkım saçak taş.
- Bir bulut uçardı
- Başı boş bedava
- Yandı kül oldu.
- Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
- Yoruldu yüreğim yoruldu.
- Ağaç büyür arkasında koşamam
- Kervan yürür peşi sıra düşemem
- Yıldız akar uçsam da yetişemem.
- Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
- Yoruldu yüreğim yoruldu. Bedri Rahmi Eyüboğlu

Bir Cevap Yazın