Ayın bilmem kaçıdır. Mevsimlerden sonbahar. Günlerden Pazartesi. Kuytu fikirlerin cümlesi beynimde dolanıp duruyorken ve söyleyemediğim bütün kelimeleri sana saklamışken bir poyraz esti zevksiz mi zevksiz. Uçtu bütün harfler, noktalar , virgüller. Alfabesiz ortalığa düşmüşüm. Duman duman tütüyorum. Paydos demeden önce bütün şiirlere, sevdalara, sana ne diyeceğim?
Mevsim nasıl olsa sonbahardır; yoksulluk ve yokluğun başıma belâ. Kelimesiz yetim kalan bütün hasretlerime ve onların içindeki hasretlere ne diyeceğim?
Lüzum yok artık aynalara bakmaya nasıl olsa sözlüğümde sıfatlar yok. Sende gitmiş bütün sıfatlar, zarflar tariflerim yok, hayallerim yok.
Öyle işte Nazif Usta. Uzaklarda halim böyle. Sordun ben de söyledim. Ömür şimdi alacakaranlıkta geçiyor işte, hırs yok, mûsikimde makam yok. Gerisini boşver Nazif Usta. Öylece kalsın. Sen de nasıl olsa ayazdasın, bir damın da yok. Bense.. Dedim ya boşver be Nazif Usta boşver, halimi anlatacak sözlüğümde daha fazla sıfatlar yok, öyle kalsın!
Nazif Hoca’ya saygılarımla… yazı/foto: magpak – Çatalca

Bir Cevap Yazın