Sen bugün okula başlıyorsun. Daha dün, güller gülü yüzündeki aydınlıkla bir sıcak Mart günü tanışmıştık. O günden bu yana altı yıl nasılda geçti. Senin ilk cilveli gülümsemelerin, ilk anlamlı anlamsız ses çıkartmaların unutulduda şimdi sen okula başladın.
Bugün saçların tel tel tarandı, örgüler yapıldı, tokalarınının en güzeli takıldı. Aynaya defalarca baktın. Etekli kıyafetin sana ne kadar da güzel yakıştığını defalarca söyledik. Beyaz ayakkabılarını giyerken sakin heyecanın naz makamında bize çok şey anlatıyordu.
Sen bugün okula titrek ve biraz da gözü yaşlı başladın. Sıra arkadaşın çok konuşkan biri olmasaydı, mendiller ıslatacaktın ve belki de bir duvar dibinde içli içli duracaktın. Ama şükür ki anlayışlı olmanın da sayesinde bizi yormadın.
Sen okula başladın ve farkında olmadan bir koşturmacanın içine seninle beraber girdik. Ödevler, okuma talimleri seni ve bizi yoracak. Her sabah farklı biçimde saç bağlama bizden isteyecek; beslenme çantana neler konulacağını bir gece önceden karar verme düzeni içinde yaşayacağız.
Çoğu geceleri okuduğumuz kitapları artık sen okuyacaksın, bize rahatlık düşecek. “Baba bugün kitap okumayacak mısın?” Sorusu yerine: “Kızım kitabını okumadan yatma!” diyeceğiz.
Her akşam sofrada hiç hoşlanmasan dahi sana sorular soracağız: “Bugün ne yaptınız?” Büyükler olarak bu soruya cevap vermenin ne kadar detaylı, zor ve sıkıcı olduğunun farkına varmayacağız. Oysa, “Bugün okulda bence mercimek çorbası vardı. Derste üç defa parmak kaldırdın” gibi cevap almaya kolaylaştırıcı sorular ve ifadeler sormak aklımıza gelmeyecek.
Biz bugünlerde biraz daha yaşlandığımızı hissederken, sen de bize artık büyüdüğünü söyleyeceksin.
Sevgili çiçeğim, ömür boyu muhteşem bir hayat yaşaman dûasiyle.
Bir Cevap Yazın