Sen nereden bileceksin. Nereden bileceksin buraları. Mesela Basra’yı ve mesela Soran’ı ve hatta Bağdat’ı nereden bileceksin. Tiran’a, Venezuala’ya yolun düştü mü? Buralarda nefes nefese koşturmaları, yapılanlar, hayalleri daha önce yapılmış hedefleri, tarifini hiç bir sıfat kelimesine sığmayacak fedâkarlıkları ve gönül koymaksızın yola düşmelerdeki inceliği sen nereden bileceksin. Haberin bile olsa da küçümseyeceksin. Mâniler, engeller koymak için elinden gelen bütün gayretleri göstermeye devam edeceksin.
Bizim köyün harman yerinde sefil ve ihtiyar, kirli-beyaz renkte bir köpek vardı. Her gelip geçene denisiz ve pervasızca havlar, ısmırmaya niyetlenmez sadece laf olsun diye sesler çağırırdı. Harman yerinden ilk defa geçenler biraz ürkerler, onlar da bu halden anlardı. Sen bu zavallı ve çaresiz mahluk gibi yapmıyorsun; en zehirli, en sinsi, en çetrefilli planlarını ötesini düşünmeden yapıyorsun.
Çok şifreli yazıyorum değil mi? Öyle. Bu satırları neresi için çekerseniz çekin mutlaka bir noktaya gidecektir. Muhatap çok. O muhatap ki, hayatında bir fidan dikmediği topraklar hakkında mücadele ettiğini söyleyen bölücü, zalim, gaddarlar yani aynaya baktıklarında kendilerinden bile korkacak olan meymenetsizler. Onların ıslâhları mümkün ise olsun, yoksa yaptıkları zulümleri hemen bu dünyada görsünler, dûasına devam etmek lazımdır demek bana düşmez. Ve bir grupta vardır ki, milliyetim deyip durur; lakin vatan toprağını oy vakitlerinde, yarım yamalak gezen ve konuşan; şu yıllarda bıyıksız zatların tam kendileridir. İkinci grubun içinde bulunmuş birisi olarak ve birinci grubun da darbesini almış, yıllarda diyar diyar gezmiş o zamanların öğrencisiyim. Anlayan anlamıştır. Anlamayan da nereye çekerse çeksin.
Bu dünya herkese yeter. Saygılar onlara ki bu engellemelerin hiçbirine takılmadan, iftiralara aldırmadan, dümdüz giderler. Söz bitse de, türkümüz her daim mırıldanacak derler ve her mevsim sayısız fidan dikerler. Öyle değil mi ey can!
Bir Cevap Yazın