İftar saati yaklaşmıştır. Arabalar telaşlı, insanlar orucun son demindedir. Öğrenciyim Akyazı ilçesinde. Lise son sınıf. Dolapsız mutfak. Dört tahtalı rafa mahkumdur pardak, tabak, kaşık. Bir gün sonrasına saklayacak yemeğimiz, tatlımız yoktur. Bir tas çorba, şehriyesi sert mi sert pilav, mevyesi unutulmuş iftar sofram. Derdim bu denli değildi. Hain, puslu duygular yoktu. Hesapsızlık yoktu. Ömür sade, sofram sade. Senli yazılar derdinde değildi gönlüm. Varsın olsun. Tevekkül.
İftar saati yaklaşmıştır. Ev arkadaşları, arkadaşlarını iftara çağırmıştır. Soframız yine kalabalık olacaktır. Dolabımız vardır. Menü yine bellidir: Maklube. Ankara’dayım. Kimisi Hacettepe’den, kimisi Gazi ve bir kısmı da Bilkent’ten gelen arkadaşlara erkekçe hüner göstermenin zamanıdır. Soframızda yine bir sini olacak. Bir sini ortasında tencere ile çevrilmiş etli, patatesli pirinç pilavını, kenarını salata süsleyecektir. İftar bittikten sonra çay muhabbeti başlayacaktır. Bina altı bir mescitte teravih kılarken yitikleri bulmaya çalışacağız. İşte o dem yine senli duygular içimi kaplayacak, yediğini, içtiğini aldığın soluğu merak edeceğim. Ankaradayım. Bu altıncı Ramazan’ım. Öğrenciyim hala. Bu şehre vedamı bekliyorum.
İftar saati yaklaşmıştır. İnsanlar kuyrukta. Fırında, meyan şerbeti satan tezgahlarda bir telaş. Gaziantep caddelerindeyim. Ellerinde poşet poşet meyan şerbetinin özünü taşıyan insanlar. Altımda 2005 model bir araba. Yanımda ‘lens” i iyisinde bir fotoğraf makinesi. Merakım herşeye. Mevsim yaz. Memleketimin herşeyine meraktayım. İftar yemeği derdinde değilim. Sofraya ne konulacağı telaşı anamdadır. Bilirim anam oğlu için bütün hünerlerini gösterecektir. Dün akşamki gibi yine meyan şerbeti üstüne destanlar yazacak, cennet içeceği olduğu iddasında bulunacak ve sonra kaç bardak içtiğimizi sayacağız. Meyan şerbeti içmeyenlere acıyacak ve hatta onları ikinci sınıf muamelesi yapacağız.
Erbil’de iftar saati yaklaşmıyor. Hava sıcak mı sıcak. Meyan şerbeti yok. Amasya’da teravih sonrası satılan simitler yok. Burası Erbil. Fırınlarda kuyruklar. Kuyrukta insanlar değil. Paralar. Sen’li duygular mum ışığında dinlenmektedir. Hava sıcak mı sıcak. Alevli köpükler üstüme geliyor. Müberride yetmiyor. Yüreğim serinlemiyor. Sen’li duygular kasvetli. Neye küsmüş bilmiyorum ama bütün sana doğru giden ışıkları söndürüyorum. Nasılsa hava sıcak mı sıcak.



Bir Cevap Yazın