Yıllarca daha iyi nasıl yaparız deyip sancılandık. Sistemleri analiz ettik. Bazen kimseye yâr olmamış programları peşine düştük. Bazen dostların yüreğine esenleri hoyratça uyguladık. Madara olduğumuz yıllar da oldu. Asla talep edenleri incitmedik, zarar vermedik. İşte o sancılı dönemde yazılan yazılardan biri. Mağpak – Uzaklar
Geyikli Baba Horasan’dan gelip Bursa’nın yamacına otağını kuralı asırlar oldu. Yarına ait ne kadar düşünceleri varsa hepsini O’nun yardımı ile yaptı ve bir bahar sabahı sessizce asli mekanına gitti. Sanki o gitti de hayaller bitti mi? Benim hayallerime, sizin hayallerinize ne oldu? O seksen okkalı taşı sırtında taşıyıp Bursa Kalesi’nin kapılarını zorladığı o zamanlardan bin yıl sonra biz de mekanımız olan hazırlığa yıkılmaz ve bazen aşılmaz Çin Seddi ötesi surlar inşa etmeye çalışır gibiyiz.
Yıllarca nakışları farklı, ibrişimleri acayip şekilli seccadesini, postunu bizim ofislere serecek; meçhulü hakikatte çevirecek; içten yanan bir Horasan kahramanı bekler olduk ve zaman zaman da bu içimizden kahramanlar çıkmasını bekledik. Geyikli Baba Bursa’nın yemyeşil ovasında fikirlerin hedefe ulaşması için önce dua, sonra fiil ve sonra bir daha duaya çevirdiği anları kulaklarımla nice asır sonra duymak için çalışıp durmaktayım. Talebeleri için yaptığı duaları, Bursa’nin gül şehri olması için didinmesindeki çığlık sesleri arada sırada hissetsem de yetmiyor. Etrafında talep edip bekleyenlere neler öğreti bilemeyiz ama şu hazırlığın dört duvarları arasında gözümüzün içine bakan talebelere bin bir bereketi verememenin sıkıntısını, doğum sancısı ile inadına bir yiğit bekliyoruz.
Yine onun zamanlarında o günlerde Genç Orhan daha gazi olmadan, sevdanın derinliğine beraber girmiş olduğu Nilüfer’ine ait aşklardan eser kaldı mı ki, onları biz de yaşayıp, sonra da cümle alemi ateşimize alalım.
Şeyh Edebali Kara Osman’ın rüyası neticesi ile biricik kızı Mal Hatunu ona vermesine verdi ama biz o rüyanın neresindeyiz ki hazırlığın öğretimini bir kolunu Dicle tarafından öteye, bir kolunu da Tuna’dan aşırıp bütün dünya alemine “Bu iş böyle yapılır.” diyelim. “Sizin yıllarca kafa yorduğunuz ama bir türlü altında kaldığınız işi biz beş ayda hallediyoruz.” Müjdesini bütün kabilelere, şehirlere duyuralım. Sonra da bizim zafer türkülerimizi besteleyecek bir ofis kuralım.
Bu zaferleri yaşamak ve bir Geyikli Baba olup seksen okkalı taşlar taşıyanlardan biri de biz olalım diyorsak, Edebali’nin peşi sıra arkasında bıraktığı ahî evlerini sahipsiz bırakmak istemiyorsak ve bu zamana damga vurmak istiyorsak yola çıkmanın zamanı çoktan geldi.
2002- foto: magpak – Bursa – Yeşil Türbe
Bir Cevap Yazın