Yakup C _ ‘i öğrencisidir. Sağdan soldan burs alarak okumaya çalışır. Benim yeni öğrencimdir. Saçlarında beyazlıklar vardır. Yakup sosyoloji üzerinde çalışmak ister. Bunun içinde İngilizce’ye adam gibi çalışmak gerektiğini bilir.
O gün, hayra ortak olsunlar ve hayırda yarışsınlar diye dersin son beş dakikasında konuşma yapmıştım. Hayatımdan birkaç örnekle de süslemiştim. Yedi ay hastahane köşelerinde felçli dedemin her türlü ihtiyaçlarını gidermek için uğraştığımı. Yedi sene sonra da kendimin nasıl felçten kurtulduğumu ve doktorların ifadesi ile mucize adam olduğum anlatım. Yapılan herhangi bir hayrın veya iyiliğin mutlaka karşılığı olacağını bu ve benzeri yaşadıklarımla da süslemiştim. Yardımın ister maddi ister manevi olsun mutlaka karşılığı olduğunu zaten bilmeyen yoktu o sınıfta.
Sonradan da keşke anlatmasa idim diye de içimde geçirdim. Bana ait olan her şeyi insanların bilmez zorunda olmadığını çok iyi bilenlerdenim. Bazı şeylerin afişe edilmemesi, kutusunda kalması gerekiyor. Bu meselenin bir yönü. Ve üstelik ne yaşadığım hisleri, ne de manevi duygularımı anlatmaktan haz almıyorum. Onlar satırlar arasında saklı olmalı. O günlerden gelen sıcaklıklar, hüznü seven duygularım bir yerlerde mahkum olarak kalmalı idi. Her ne ise. Ben başa dönüyorum.
Yakup dersten sonra peşimden geldi. Odama beraberce girdik. “Hocam yardım için ben daha önce para verememiştim. Biraz geç kaldım. Bir yerlerden para geldi” dedi ve cüzdanını çıkardı. İki kırmızı on bin lira gördüm. Birisini çıkardı ve Pakistan’a yardım için uzattı. Olmaz dediysem de ısrarla verdi. “Bana bir şekilde para geliyor” dedi. Yakup’un babası emekli matbaacı. Alt yüz milyon maaş alır. Tek bir abisi vardır. İlk öğretim öğretmeni; Erzurum’dan mezun. Abisi okurken nasıl zorluk yaşadıklarına bizzat şahit olur. Burs için birkaç yere başvurmuştur. Özel okulda okuduğu için bursları geri çevrilir.
Yakup’tan parayı alıp almama hususunda çok düşündüm. En iyisi onun yerine ben ödemeliyim.
2005
Bir Cevap Yazın