Odaya girdiniz.
Ne sordunuz hatırlamıyorum.
Mevzuya nerede girdik onu da unuttum. Dediğiniz açık ve seçik şu idi: Doğum günlerini beyhude görüyorum. Ama nedense arkadaşlarınızın doğum tarihlerini aldınız: Kim Boğa, kim Arslan?
Sonra gittiniz. Bana da doğum günü üzerine yazmak düştü. Üstelik bugün sizin doğum günüymüş. Ben Camlı Balkon’lu mekânın yerlisi sayılırım. İyi doğdunuz. Bir de şu var ki:
Hoyrat geçiyor yıllar.
Bir koşturmadır gidiyor.
Bir kuş yuvası içinde avunuyoruz.
Bazen katıksız gülüyor, bazen gözyaşları döküyoruz.
Anlamlı ya da anlamsız, vurgunlar yiyoruz.
Uykusuz gecelerde savruluyoruz, tipi yemiş aşklarımızla deniz aşırı mekanlar yelkenler açıyoruz.
Nihayetsiz uğraşlarda yorgun düşüyoruz.
Kavgamız, sevdamız heder olmuş yıllarımız, ötelere ait yarım yamalak yazılan notalarımız.
Bu koridorda ilk kim, son kim? Karışmış.
Geçen ömrümüzün kaypak saatleri kötü intikam alıyor.
Hoyrat geçiyor onlu yirmili yıllar.
Ömür dediğiniz ne ki?

Bir Cevap Yazın