Boşver diyorum. Değmez.

Düşünme diyorum nefsime.

Değmez.

Seferden eli boş dönmekte varmış.

Yıllardan beri düğüm olmuş meseleleri atıver bir kenara. Böyle avare sokak başlarında, kenarda köşede beklemek sebebsiz.

Dam başlarında üşümüşüm; ona da aldırmıyorum.

Buraya kadar taşımışım bu yükü bu ömürle.

Boşver geçen geçmiş diyorum.

Ayrılık üzerine yazılmış en kafiyeli şiiri, düz, eğri yazıyı da boşver. Satmışım hepsini. Kendimi derin caddelerin sınırında kaybetmişim.

İnsanın sığınacak bir dağı olmaması ne  kötü.

Bir mağara oyuğunda şöyle sessizce yılları geçirmemek ne kötü Rabbim, ne kötü.

Mahkumu olmuşum şu kare, diktörtgen odaların ve  arabaların ve Beylikdüzü’nün yüksek binalarının.

Kim mutlu kim mutsuz umrumda mı? Umrunuz da mı?

Ay, yıldız, doğan güneş, batan güneş nereden gelirler, nereye giderler?

Kim takip eder?

Metal, ekranlı saatlerin kölesiyiz.

Bunları da boşver.

Hoyrat bir at olup ona doğru esemedim ona yanarım.

Gölgesiz, gemsiz, ipsiz, azıksız koşmak neye yarar?

Yok işte gayretim.

Ne kavuşma, ne hasret üzerine birkaç satır yazmak okumak istiyorum. Ben uykusuz gecelerin mahkumu olmuşum, diyen şairi de anlamıyorum. Geceler, mahkum olmak için  var zaten.

Boşver. Bunları da boşver.

Vedasız ayrılıklarda, kararsızım. Yolcusuz yolların tek neferi ben olmuşum sanki.

Meğer, hayatın sağlamasını yapamamak ne kötüymüş.

Ne kötüymüş, “Seni seviyorum” diyememek.

Ne kötüymüş, vedâyı kırmızı kaplı bir defterle yapmak.

Ne kötüymüş, yılları tek kişilik bir hücrede yaşamak.

Herşeye rağmen. Hayat devam ediyor.

Boşver kalbim. Sizler de boşverin Aziz Meryem, Aziz İsa ve Valide Hatice!

21. Eylül. 2007 B.düzü – Esintiler
foto:magpak – Taksim arka sokaklar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler