Şimdi saat, sensizliğin ertesi…

Yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın…

Avutulmuş çocuklar çoktan sustu.

Bir ben kaldım tenhasında gecenin,

Avutulmamış bir ben…

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim

Ki bu yaşlar

Utangaç boynunun kolyesi olsun.

Bu da benden sana

Ayrılığın hediyesi olsun…

‎Soytarılık etmeden güldürebilmek seni…

Ekmek çalmadan doyurabilmek…

Ve haksızlık etmeden doğan güneşe

Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi

Mülteci isteklerim oldu ara-sıra, biliyorsun…

Şimdi iyi niyetlerimi,

Bir-bir yargılayıp asıyorum…

Bu son olsun be… bu son olsun!

Bu da benim sana,

Ayrılırken mazeretim olsun!

Şimdi saat yokluğunun belası…

Sensiz gelen sabaha günaydın!

İşi-gücü olanlar çoktan gitti

Bir ben kaldım voltasında sensizliğin

Hiç uyumamış bir ben…

Şimdi dişlerimi sıkıp

Dudaklarıma kanamayı öğrettim

Ki bu kızıl damlalar

Körpe yanağında bir veda busesi olsun.

Bu da benden sana

Heba edilmiş bir aşkın

Son nefesi olsun…

Kafamı duvara vurmadan,

Tanıyabilmek seni…

Beyninin içindekileri anlayabilmek…

Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü,

Bütün saatleri öylece durdurabilmek için,

Çıldırasıya paraladım kendimi

‎….

Olsun be… ne olacaksa olsun!

Bu da benim sana,

Ayrılırken şikayetim olsun!

‎gözyaşım, utangaç boynunun

inciden kolyesi olsun.

her damla, vefasız teninde

bir veda busesi olsun.

Isterim, sen de ben gibi yan,

ömrüne hep ağla.

hep ağla, bu benden, son dua,

bu benden, ayrılık hediyesi olsun…

Yusuf Hayaloglu

Temmuz 13- Uzaklar   Foto: magpak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler