Ne kadar uğraşsa da yapamıyor.
Çabalıyor. Kıvranıyor ve üstünü üstlük bir de işin peşini bırakmıyor. Yani aslında ve kısaca bu işi zor götürecek gibi.
Annesi ve babası ve ilkokul üçüncü sınıfa giden bir kardeşi de Kütahya diyarından gelmişler. Nilay okuyacak, felsefe yapacak. Sol yanı ağrıyanlara ne kadar derman olacak bilemiyorum ama ben ona şahsen yardımcı olamıyorum. Saatlerce ders çalıştırmak, should’dan sonra fiilin “-ing” halinin kullanılmayacağını birilerinin söylemesi gerektir. Ve should tavsiye için kullanıldığını birisi yüzlerce örnek cümle yazarak anlatması lazım.
İşin özü şu ki, şu İngilizce denilen meret için bu kadar uğraşmak, ne bana ne de Nilay’a göre. Nilay gitsin nakışın, dikişin ve bilumum yemek yapmanın felsefesi üzerine uğraşsın. Edison’a da öğretmenleri olmadık sözleri söylemişlerdi.
Hey gidi Mehmet Y. Hoca hey! Göreceksin, bir sabah Pelin pelerinini giymiş bir Felsefe profesörü olarak mezarımın başına gelecek ve Yasin okumaya vakti olmadan Fatih’a okuyacaktır.
C-17’ye Sabah Notlarından Mart, 2008 Hadımköy Sırtları
Bir Cevap Yazın