Fatma’yı ilk görüşünüzde duruşuyla, bakışıyla tipik bir Malatya’lı dersiniz. Onun hakkında yanıldığınız tek nokta ise bu olacaktır. Belki de yüzüne dikkatli bakarsanız Mısır diyarından Yavuz zamanında gelen, hicret etmişlerden diye düşünürsünüz. Belki bir gemi güvertesinde, belki de bir kervanda ona rastlamış olabilirsiniz.

Görmeniz sizin için birşey ifade etmez. Siz onun üç ay içinde en yakın akrabalarından üç kişiyi birden kaybetmiş olduğunu bilmiyorsunuz, duymadınız. Birisi kanserden, birisi intihar eder, bir diğerini de ben yazmayayım öyle kalsın. Hem merak etmiş olursunuz. Hem de size iş çıkmış olur.

Hem ben Fatma’yı size uzun uzadıya yazacak halim yok. Derslerini tahmin ediniz: iyi değil. Beğendiniz mi? Defalarca odama geldi. Ödev yapamamış. Mazeret şu bu. Belki oda değiştirmiş, belki unutmuş. Mazeret çok. Sizin hiç mi mazeretiniz olmadı. Yani tebeşirsiz sınıfa girmişinizdir. Bir akşam önce abinizle kavga etmiş te olabilirisiniz. Ya da platonik aşıksınızdır. Oturup ödev yapma yerine taklidi divân şiir yazmışsınızdır.

Fatma’yla görüşmüşlüğüm var. Hangi müziği sevdiğini, burcunun ne olduğunu ve hatta neden ödev yapmadığını bilmiyorum. Korkum bana birgün rest çekeceği.

Her neyse Fatma ve bütün sınıf arkadaşları bana neden bugün ters bakıyor? Ödev yaptırıyorum da ondan.

Bunda anlamayacak ne var kardeşim” Ödev, yani vazife ve yani yerine getirilmesi, yapılması, çalışılması, kafa yorulması gereken işler mişler. Satmışım bütün ödevleri. Üstelik Erhan gibi Fatma‘nın sekreteri de yok ki yazdırsın. Benim de yok. O’nun korkusu yok.

Kimin kimden korkusu var Ata Hocam. Sen daha iyi bilirsin…

Sabah Notlarından –   2008  Hadımköy Sırtları
Foto: magpak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler