Nazirecik! Ömrümüzün rengi ha kırmızı, ha gri, ha siyah olmuş; ne fark eder. Bir de renksizlik var güzelim.
……. Son yazı niyetine yazdığım yazılardan..
Yasak aşklarda boğulmuşum. Sürgün olmuşum. Ayağıma prangalar geçirilmiş; karanlık dehlizlerde yol almışım. Kaybettiğim ışığımı bulmak için ışıksızlığa köle olmuşum. Yasak aşklarıma bayram niyetine kendimi kurban vermem dahi yasaklanmış. Hazreti Adem’den miras kalmış bu yasak tutkular. Cennetimi çoktan kaybetmişim, tekrar buluşma noktamın adresi yok. Kulağıma fısıldayan kim?
Karmaşık sayılı problemlerin içinde bulduğum sevdalılarım olmuş. Ya ben kendimi hangi harf kümesinin içinde bulayım, ya Ebu Zerr? Vasiyeti bitmiş bir sevdanın, yasaklanmış duyguların merdivenlerinden aşağıya sessizce iniyorum. Harflerle, rakamlarla işim bitmiş. İnişim sona doğru gidiyor. Sonu yaklaşmış bir filmin en vurucu sahnesindeyim.
Bu son merdivende çocukluğumun çıban acılarını dizlerimde değil, yüreğimin başında hissediyorum. Ne babaannemin fıstık sakızından yapılmış merhemleri, ne anamın acılı kekik çayları acımı alıyor. Yalınayak merdivenleri iniyorum. Elimden tutanım yok. El uzatmayı düşünen dostlar düşmekten, devrilmekten korkuyorlar. Elime teselli makamında allı morlu güller tutuşturuyorlar. Parmaklarım yapraklara değince soluyorlar. Gönül koyarım diye, bana sarı renkli mendilleri de sallamıyorlar.
Bana ne olur öyle derin denizlerden gelmiş bakışlarla da bakmayın. Yüküm ağır kaldıramıyorum. Uzun havalar çocuğuyum ben güzelim. Acılarımı özümde saklıyorum. Türkülerin sırtındayım. Sevdiğim türkünün son satırında “hüzzam” çekmişim. Uzatmaya tahammülüm yok. Bu odaya, bu masaya, gecenin hüznüne, adam gibi yazamadığım dağıma ve sevdama paydos demişim. Vasiyetimi yapmışım. Zarfım kapanmış. Mühür vurulmuş.
Dört ve üçün komşuluğundaki bu ömrün macerasına veda ediyorum. Ne desem boş gayri. Son merdiveni, belki bugün, belki bu hafta, belki de bu ay ineceğim. Uzatmaya ne gerek, Hızır! Kırık yüreğim yasak aşklarımda kalsın. Gri renkler senin olsun güzelim. Yeşil perdeler açılıyor. Şimdi hakiki Sevgiliye kavuşma vaktidir. Adlarını okumaya ihmal ettiğim bir şafak vakti, “Biz senin okumalarından memnunduk” diyen muhacir ve ensar ile dizi dize vermenin anıdır, değil mi Ya Halid!
Güzelim, arkamdan sallayacağın mendil ha siyah, ha beyaz, ha gri olmuş ne fark eder. Gayri bütün renkler anlamsız artık bilesin.
28. 11. 2004 Yine aynı saat: 05:55
foto:magpak
Bir Cevap Yazın