Ben uzaklara gelemezdim diyen bir dosta.
“Ey can; sana bir daralma gelirse yararınadır kaygılanma, sürekli yaz mevsimi olsaydı güneş bahçeyi yakıp kavururdu.” Mevlâna
Ey can!
Son mektubunda, gittiğim uzak diyarlara ben gelemezdim demişsin. O yollar çok uzak, dikenli ve maniler dolu demişsin. Ben senin gibi uykusuz gecelere dayanamam, soluksuz çalışamam demişsin. Ve son satırında benim sıcak yuvam var, hadi git yoluna diye de eklemiş ve vedânı meğer çoktan yapmışsın.
Ey can!
Demişsin ki, senin ocağın zor tüter, odaların soğuktur, gideceğin yerde kara kömürle, odunla, kağıtla ben ocak tüttürmesini beceremem demişsin. Oralarda kışlar çetin geçer, karlar erimez demişsin. Ben soğukların çocuğu değilim, ben mevsim seçerim demişsin. Sen çoktan ılık mevsimleri tercih etmişsin.
Ey can!
Senin sevdan bir esintidir; bir kuş kanadı çırpmasıyla savrulur gider demişsin. Gönlünden geçenler bir söğüt altı gölgesi oturumluğu kadardır, güneş gelir ve gölge biter demişsin. Gönül nedir? Sevdan bir hiç demişsin. Sen meğer başka gönüllere yelken açmışsın.
Oysa!
Sen gelsen de gelmesen de ben kavlime sadığım.
Ben bu sevda uğruna yıllarca tutsaklık yaşamışım. Verdiğim sözüm var. Dönmem bu yorgun sevdadan. Kapılarına kilit kilit üstüne vurmuş olsan da sana asla küsemem.
Gitmem lazım, ey can!
Karları eritmeye, sıcakları serinletmek için gitmem lazım. Bana müsaade ey can!
Ey can, ey can!
Ben zaten bu sevdaya, hep ayrılık payı bırakmıştım.
Bir Cevap Yazın