Ben hep yazdım. Güz demedim, kar tufan demedim yazdım. Seninle konuştum, dertleştim. Bütün mevsimlerde sadece ikimizi yaşattım. O söğüt altında asil duruşun, o yollardaki mahsun yürüyüşün ve o yeşil otobüste sana ilk vurulduğum an, inceden inceye içime her dem yağdı durdu. Şimdi ne sen bana, ne de ben sana paramparça olmuş halimle gelebileceğim.
Sana boşver desem de içimdeki sen, bana hala o söğüt altındaki acımsı, çaresiz, kolu kırılmış halimi yaşatıyor. Bana yazdığın en son satırlar şimdi çıkınımın mahrem yerinde duruyor. Okuyorum, okuyorum. Bu bana yeter. Yirmi beş yıllık sermayem bu. Kolay mı.
Artık yazmayacaksın biliyorum. Olsun. Ben yazıyorum ya. Okusan da olur, okumasan da.
Ben hep sana yazdım. Ve hep içimdeki senle beraber yazacağım…
6 Temmuz 2010 Uzaklar

Bir Cevap Yazın